‘Her çocuk özel ve biriciktir’

‘Her çocuk özel  ve biriciktir’

DİKKAT! ÇOCUĞUNUZ BU SENE SINAVA HAZIRLANIYOR

LGS, TYT, AYT… Dönem dönem ismi, uygulanma şekli ve içeriği değişen yerleştirme sınavları. Her şey daha iyi bir liseye gidebilmek, kaliteli ve gelecek vaat eden bir mesleki eğitim alabilmek için.
Sınav sadece sınava girecek bireyle sınırlı değil, sürecin en büyük tanığı ve ortağı hiç şüphesiz anne babalar. Ebeveynler için çocuklarının sağlıklı, mutlu ve başarılı olmaları çok büyük önem arz eder. Bu yüzden de onların hayatlarındaki değişimleri sınavları yakından takip eder, sürece ortaklık ederler. Özellikle sınav sürecinde yaşanan kaygı ve stres bulaşma özelliğine sahip olduğundan onların da kaygılanmalarına yol açar.
Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı Sevda Altınkaya, sınav grubu öğrencilerinde ebeveyn tutumları nasıl olmalı sorularını gazeteniz Aksaray Egemen’e yanıtladı.
PDR Uzmanı Altınkaya: “Kaygı; varlığını yok etmemizin mümkün olmadığı, hatta orta düzeyde olması halinde öğrenmeyi yüksek seviyeye çıkarabilecek bir duygu durumudur. Fazla olması halinde ise kişide stres, dikkat ve odaklanma problemi, uykusuzluk, ellerde titreme, kalp çarpıntısı, mide bulantısı gibi olumsuz düşünce ve davranışlara sebep olmaktadır. Sınav kaygısının kaynağına bakıldığında; olumsuz sınav yaşantıları, mantık dışı inanç ve düşünceler ( istesem de yapamam, sınavda yine ellerim titremeye başlayacak, başarısız biriyim, kötü bir sonuç alırsam aileme açıklayamam…), ihmal edici ve mükemmeliyetçi anne baba tutumu, belli başlı önemli sebepler olarak gösterilebilir” dedi.
‘NEFES EGZERSİZLERİ YAPMAK
KAYGIYI AZALTICI ETKENLERDİR’
Aşırı kaygının nasıl azaltılacağı yönünde ki püf noktalardan bahseden PDR Uzmanı Altınkaya, şunları kaydetti: “Aşırı kaygı sebebiyle ruhsal ve bedensel olarak olumsuz etkilenen bireyler çalışmalarından verim alamamaya başlar, başarıları düştüğünde ise daha çok kaygılanır ve yıpranırlar. Kaygıyı engellemenin öncelikli yolu, düzenli ders çalışma alışkanlığını kazanma, düzenli beslenme ve uyku düzenine sahip olma, geleceğine dair bir amaç belirlemektir. Kişinin kaygısı hali hazırda devam eden ve günlük hayatı olumsuz etkileyen bir düzeyde ise öncelikle bu kaygıya sebep olan etmenler araştırılmalı, bu etmenler ortadan kaldırılmalı eğer ortadan kaldırılamayacak şeylerse hayatımızdaki etkisi azaltılmalıdır. Kaygının yoğunlaştığı zamanlarda nefes egzersizleri yapmak, günlük yürüyüş yapmak, temiz havanın olduğu yerlere gitmek, toprakla temasın mümkün olduğu yerlerde vakit geçirmek, bir ilgi alanına sahip olmak kaygıyı azaltıcı etkenlerdir”
‘ÇOCUĞU KARDEŞİ, AKRABALARI
VE AKRANLARIYLA KIYASLAMAYIN’
Bu süreçte ebeveynlerin üzerinde büyük sorumluluklar olduğunu vurgulayan Altınkaya: “Sınav kaygısının artış sebeplerinden biri de aileyle ile geliştirilen olumsuz ilişkiler, anne babanın sergilediği hatalı tutumlardır. Bu hatalı tutumlar şu şekilde sıralanabilir: Çocuğu kardeşi, akrabaları ve akranlarıyla kıyaslamak, sürekli sana güveniyorum mesajı vererek çocuğa yüksek sorumluluklar yüklemek, olumlu davranışı görmemek, çocuğun yetenek ve kapasite düzeyinin üstünde başarı beklemek, piyasadaki tüm kaynakları çocuğun önüne yığmak. Ebeveynlerin çocuğa karşı tutarsız bir tavır sergilemeleri, anne babanın çocuğundan kendi içinde kalan eğitim yaşantısı ve hayallerini gerçekleştirme beklentisi, aşırı otoriter, mükemmeliyetçi ya da ihmal eden ebeveyn tutumları da aynı şekilde bu hatalı tutumlara eklenebilir” şeklinde konuştu.
‘ÇALIŞMA DÜZEYİ VE BAŞARISINI
SÜREKLİ TAKİP ETMELİSİNİZ’
PDR Uzmanı Altınkaya: “Öncelikle destekleyici bir tutum sergilemeli, çocuğunuzun gözünde günden güne büyüyen sınavın sadece bir sınav olduğu unutmamalısınız. ‘Sen bizim çocuğumuzsun ve sırf bu yüzden bizim için değerlisin. Bu sınav senin geleceğin adına önemli ama her şey bu sınava bağlı değil. Başarılı olursan senin için mutlu oluruz fakat başarısız olman senin bizdeki değerini azaltmaz. Bizim sana olan sevgimiz sınav başarına bağlı değil’ gibi cümlelerle çocuğu rahatlatmalı ama çocuğun çalışma düzeyi ve başarısını sürekli takip etmeli, başarısızlıkları ve yolunda gitmeyen durumları ailecek oturulup konuşmalı, bu sorunlara birlikte çözüm yolları bulmalısınız. Unutmayınız ki bir çocuğun tanıştığı ilk kurum ailedir ve aile içinde kendini değerli ve güvende hissetmeyen bir çocuğun mutlu olması gibi başarılı olması da oldukça zordur” dedi.
Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı Sevda Altınkaya, son olarak şunları söyledi: “Sizler anne babalar olarak çocuklarınız için en iyisini istiyorsunuz, herkes çocuğunun sınıf birincisi, okul birincisi olmasını istiyor fakat bundan daha önemli olan bir şey var: Kendi değer ve ahlak gelişimini tamamlamış, mutlu bir insan olmak. Son olarak her çocuk özel ve biriciktir, dünyanın en zor sanatlarından biri ise şüphesiz bir cana anne baba olmaktır. Çocuklarımızın bu süreçte en büyük destekçisi olan siz anne babalara teşekkürlerimi sunuyor, sorumluluğunuzun ne denli zor olduğunu bildiğimden kolaylık diliyorum” Foto-Haber: Dilara ÇİFTCİ

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Kategorideki Diğer Haberler

E - Gazete

Video Galeri

Aksaray Hava Durumu

ANKARA

Yazarlar

Arşivde Ara

 
Evde Pişirdim Aksaray Ev Yemekleri Ev Yemekleri Aksaray Ev Yemekleri Aksaray Yemek flf motor enerji bilişim ltd. şti. sınırsız enerji web sayfası ozon cihazı sanitasyon Albatros Global tedarikçi portalı