İçindeki sanat ruhu seramik atölyesi ile ortaya çıktı

İçindeki sanat ruhu seramik  atölyesi ile ortaya çıktı

2018 yılında gittiği Güzelyurt Meslek Yüksekokulunda El Sanatları Bölümünü bitiren Çakır, KOSGEB’den aldığı hibe desteği ile seramik atölyesi açma hayalini gerçekleştirdi. Küçük yaştan itibaren el sanatlarına ilgisi olan Ayşegül Çakır, açtığı seramik atölyesiyle ilham veriyor.
20 yıldır Aksaray’da yaşayan zanaatkâr Ayşegül Çakır, uzun yıllardır hayalini kurduğu mesleği yapmaktan keyif aldığını dile getirdi.  Açtığı seramik atölyesinde ürettiği ürünlerden bahseden işletme sahibi Çakır, “Genellikle alçı kalıp kullanıyorum. Akışkan kıvamdaki seramik karışımını kalıplara döküyorum. Kalıp bir süre çamuru çekip şekil alıyor. Fazlasını döküyorum. Kalıptan çıktıktan sonra vermem gereken şekilleri verip pişiriyorum. Daha sonra sırlayıp tekrar pişiriyorum. Bu şekilde çeşitli aperatif ve çerez tabakları, bardak, saksı, vazo ve diğer dekoratif eşyaların üretimi yapıyorum” dedi.
“BU MESLEK TAM OLARAK
BENİ, RUHUMU YANSITIYOR”



Yaptığı seramiklerin kendisinden bir parça gibi onu simgelediğini kaydeden Ayşegül Çakır, “Bu meslek tam olarak beni, ruhumu yansıtıyor. Bu yüzden bütün ürünlerimin altına Ayşegül yazıyorum. Soy ismim yazmıyor. Statümü kullanmak istemiyorum. Tanınmak, benim için önemli değil. Mutlu olmak benim için önemli. Bu işin başındayken mutluyum. Biraz satış yapsam bile mutlu oluyorum. Kendi kazancımı sağlıyorum. Henüz yolun başındayım. Atölyemi kurdum ama hala yapılacak ve öğrenilecek çok şey var” şeklinde konuştu.
‘EN ÇOK ÇAMURLA
OYNAMAYI SEVDİM’



Hayatı boyunca özel bir iş yapmanın hayalini kurduğunu ifade eden Çakır, işletmesini açmadan önce atölyeye dair her şeyi zihninde tasarladığını bildirdi. Atölyenin nasıl kurulduğunu anlatan Çakır şöyle konuştu: “Hep özel bir şeyler yapmak istedim. Ne yapacağım konusunda bir fikrim yoktu. Neler yapsam diye düşünürken yolda ani bir karar ile üniversite sınavlarına girdim. Güzelyurt Meslek Yüksekokulu El Sanatları Bölümüne başladım. Mesleğe dayalı derslerimiz vardı. Metal, ahşap seramik üzerine dersler aldım. Ama ben en çok çamurla oynamayı sevdim. Açmayı, kesmeyi ona şekil vermeyi... Seramikte en çok hoşuma giden şey istediğiniz şekli verebiliyor olmanız. Canım ne istiyorsa çamura onu yapabiliyorum. Pişince de benim yaptığım şekilde kalıyor. Çok güzel ve çok büyülü bir şey... Derslere başladıktan bir süre sonra dedim ki işte benim işim bu. Ben bu işi yapmalıyım kesinlikle dedim. Daha sonra atölyemi nereye kurabilirim, nasıl kurabilirim diye düşünerek derslere gidip geldim. Okul bitene kadar bu hayal ile bu mesleğin inceliklerini öğrenerek mezun oldum.”
İNSANLIK TARİHİYLE
BAŞLAYAN SANAT



Seramiğin ne olduğuna ve tarihçesine dair konuşan Ayşegül Çakır, “Basit bir şekilde söyleyecek olursam; Seramik, toprağın pişirilerek kullanılacak hale getirilmesidir. Seramik, doğadan, doğal yollarla elde edilen maddelerden yapıldığı için sağlıklıdır ve ekolojik bir üründür. Seramik çamurlarını elde veya makinede çeşitli yöntemlerle biçimlendirdikten sonra, sertleştirmek için yüksek dereceli seramik pişirme fırınına verilir. Seramikte hammadde olarak sadece çamur kullanılır ve bu çamur doğadan elde edilen kil, kaolen, kuvars ve feldspat maddelerinin belirli oranlarda karıştırılmasıyla elde edilir. Bu maddeler hamur haline getirilerek preslenir ve 1100 derecenin üzerinde yüksek sıcaklıkta fırınlanır. Bize gelen seramik tozu fabrikada işleniyor. Biz işlenmiş seramik tozunu çamur hale getiriyoruz.
Seramiğin tarihine gelecek olursak, seramik insanlık tarihiyle başlıyor. Rivayete göre, yanlışlıkla ateşe düşmüş çamur çıkarılıp şekil veriliyor. Ateşte yanmaması sağlamlaştığı düşüncesini akıllara getirdiği için benzer işlemlerle bu tekniği geliştirip kullanmaya başlıyorlar. İnsanın evrimleşmesi gibi bu teknikte günümüze kadar gelişerek geliyor. Eski seramik kalıntılarına baktığımızda herhangi bir boyama işlemi görmüyoruz. Doğal ve işlenmemiş halleri karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.
‘BU DESTEĞİ SAĞLAMASANIZ
BİLE, BEN BURAYI AÇACAĞIM’



KOSGEB’den nasıl destek aldığını anlatan Çakır şöyle konuştu: “Bir yıl boyunca çok emek verdim. KOSGEB’den yüzde 75 hibe desteği aldım ama hibeyi almak o kadar kolay değil. Tüm belgelerimi tamamladıktan sonra mülakata girdim. Pandemi olduğu için uzaktan eğitimde olduğu gibi görüntülü mülakat gerçekleştirdik. Bu mülakatta atölyemi tanıttım. Her şeyi ince ayrıntısına kadar sordular bende anlattım. Son olarak dedim ki; siz bana bu desteği sağlamasanız bile ben burayı açacağım. Komisyon üyeleri kararlılığımı görünce desteği almam için onay verdiler.”
‘İÇİNİZDEKİ CEVHERİ FARK EDİN
VE ONUN ARKASINDAN GİDİN’
Herhangi bir işletme açmak için yahut kendilerini geliştirmek isteyenler için tavsiyelerde bulunan Çakır, “Bir şeyler yapmak için ayağa kalktığınızda tüm insanlık buna engel olmak için uğraşır. Yapamazsın, ne gerek var bu yaştan sonra diye karşı çıkar. Sen kırılıp içine kapanırsan hiçbir şey yapamazsın ama ısrarcı olursan, uğraşıp çabalarsan istediğini elde etmiş olursun. İçimde sürekli büyüyen bir şey vardı, bir heves bir istek. Beni sürekli harekete geçirdi o şevk. Ben buna aşk diyorum. Bir anda karar verdim. Hemen sınava girdim. Seramikle tanıştım ve işte kendimi orada buldum. İçinizdeki cevheri fark edin ve onun arkasından gidin. İçinizdeki o güçlü şeyi örtmeyin” dedi. Foto-Haber: Sümeyye ÇALIŞKAN

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Kategorideki Diğer Haberler

E - Gazete

Gündem

Video Galeri

Aksaray Hava Durumu

ANKARA

Yazarlar

Arşivde Ara

 
oley ozon korona covid 19 sanitasyon sterilizasyon ozon cihazı flf motor enerji bilişim ltd. şti. sınırsız enerji web sayfası Albatros Global tedarikçi portalı