‘İkramlık değil hatırlık’

‘İkramlık değil hatırlık’

Türk toplumunun geleneksel olarak tükettiği dünyaca ünlü Türk kahvesinin çekirdekleri, Aksaray’da 30 yıldır kuruyemiş sektöründe hizmet veren Koçaş ailesi tarafından özenle öğütülerek toz halinde satışa sunuluyor.

Yıllardır Koçaş kuruyemiş olarak Aksaray’da hizmet verdiklerini bildiren işletme yetkilisi Muhammed Koçaş, ailecek çocukluktan bu yana kahve sektörünün içerisinde olduklarını ve işletmelerindeki ürünlerde her daim kaliteyi ve tazeliği ön planda tuttuklarını kaydetti. Osmanlı’dan bu yana her kesimden insanın tercih ettiği bir numaralı sıcak içeceğin Türk kahvesi olduğunu dile getiren esnaf Koçaş, “Türk kahvesi geçmişte ve günümüzde misafirlerimize hazırlanan ikramlıkların arasındaki vazgeçilmez sıcaklardan biridir. ‘Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır’ şeklindeki atasözümüz de kahvenin kültürümüzün bir parçası olduğunu göstermektedir.  Kahve; hatır, muhabbet ve samimiyet demektir. Kahve yalnızca bir içecek değildir. Kahve onu hazırlayan eller ile onu yudumlayan gönüllere girer. Kahve kiminle içiliyorsa muhabbet onladır” dedi.

 

AZ KAVRULMUŞ VE İNCE ÇEKİLMİŞ LEZZET

Günümüzde farklı çeşitlerde ve şekillerde tüketilen Türk kahvesinin en çok tercih edilen çeşidinden bahseden Muhammet Koçaş, şöyle konuştu: “Aksaray’da genellikle çekirdeği az kavrulmuş ve ince çekilmiş Türk kahvesi tercih edilir.  Sebebi ise içiminin yumuşak olması, köpüğünün bol çıkması ve güzel koku yayması olarak gösterilir. Ayrıca farklı şekilde çekilmiş kahve çekirdeklerinden en lezzetlisi de bu şekilde çekilen kahvedir. Kahve çekirdeklerinin toplanış aşamasından kahveyi pişirme aşamasına kadar izlenilen yöntemlerin kahvenin lezzetine etkisi olur. Biz taşlı makine ile kahvemizi çekiyoruz. Kalın orta ve ince olmak üzere 3 farklı şekilde kahve çekme yöntemimiz var. Bu yöntemler de kahvenin tadına etki etmektedir. Genellikle müşterilerimizin isteğine göre irili ufaklı olarak kahve çekme şeklimizi değiştirebiliyoruz. Öte yandan, kahvenin tadına doğrudan etki eden bir başka faktör ise kahvenin markasıdır.  Çünkü bir kahvenin işlenme şekli ve bu süreçte tazeliğinin korunması da kahvenin lezzetine doğrudan etki eder.”

 

 

NEREDEN GELİYOR BU KAHVELER?

Türkiye de uygun hava koşullarının olmaması sebebiyle kahve yetiştirilemediğini bu yüzden de tüm kahve çeşitlerinin ancak ithal edilerek temin edilebildiğini belirten Koçaş, “Kahve ülkemizde yetiştirilen bir ürün olmadığı için yurt dışından ithal ediyoruz. Toptancılardan çiğ olarak aldığımız kahveyi işletmemizde kendimiz kavuruyoruz. Almak isteyen müşterilerimize taze taze çekerek satışını gerçekleştiriyoruz. Kahvenin tazeliğini koruyabilmesi için ise müşterilerimize genelde cam kavanoz içerisinde muhafaza etmelerini bu şekilde kahvenin daha uzun ömürlü olduğunu mutlaka dile getiriyoruz” şeklinde konuştu.

 

Kahve, cezve ve nostalji

Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan kahvenin günümüzde tüketim oranları oldukça yüksek. Bu oranların yükselmesiyle birlikte kahvenin artık çay gibi yaşamın merkezinde olma ihtimali ise yadsınamaz bir gerçek. Yani bu demek oluyor ki modernitenin getirmiş olduğu iş yüküne karşı kahve artık bir ihtiyaç. Tabi bu ihtiyaca binaen de tüketilen kahve miktarı ve çeşidi gitgide artıyor. Buna ek olarak ise kahve çeşitliliği arttığı için kahve yapma araçları da değişiyor. Kısacası bu zincirin halkaları gün geçtikçe çoğalıyor.

Geçmişte her evde mutlaka bulunan cezveler günümüzde yerini elektronik cezvelere yahut kahve makinalarına bırakmaya başladı bile. Elbette alüminyum demlikler, semaverler, bakır cezveler hala mutfaklarımızın bir köşesinde bulunmaya devam edecek. Fakat onlarda bir gün zamana yenik düşüp vitrinlere yahut raflara, senede bir veya iki kez kullanılmak üzere kaldırılacaklar. Sanırım biteviye kullanılan ve yenisi icat edilen her aracın makûs talihi bu.

Eski eşyaların ruhu tüketilemeyince nedense nostaljisi yüksek antikalara dönüşüyor. İşte bizim kahveye yüklediğimiz anlam ile kahve araç gereçleri de belli bir süre sonra nostaljik eşyalara dönüşecek. Biz kahvenin hatırına; onun yapıldığı objeye ve onu içmek için kullandığımız nesneye bir anlam atfediyoruz. Bu şekilde de eşyalara ruhumuzdan üflemiş oluyoruz. Ruhu olan şeyin değeri/kıymeti çoktur. Değer ve kıymet sahibi şeyler ise hafızada kalmaya mahkûmdur. Bu yüzden, tam da bu yüzden tüm cezveler bir gün antika sayılacak ve bizlere olmasa da sonraki nesillere nostaljik gelecek. İcat edilen ilk otomobiller gibi, su taşımak için kullanılan ibrikler gibi yahut bugün görüntü kalitesini tartışmayı aklımıza bile getirmediğimiz siyah beyaz görüntü kaydeden kameralar gibi…  Foto-Haber: Sümeyye ÇALIŞKAN

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Kategorideki Diğer Haberler

E - Gazete

Gündem

Video Galeri

Aksaray Hava Durumu

ANKARA

Yazarlar

Arşivde Ara

 
ev yemekleri simit cafe flf motor enerji bilişim ltd. şti. sınırsız enerji web sayfası