Şiddetsiz çözümün yollarını bulmalıyız

Şiddetsiz çözümün yollarını bulmalıyız

SON ÜÇ YILDA BİN 100 KADIN CİNAYETİ İŞLENDİ

Türkiye'de son dönemde görülen kadın cinayeti suçları ‘töre, gelenek, namus’ gibi gerekçelerle kırsalda değil, kentlerde de işleniyor. Kadın cinayetleri her yıl daha da artıyor.
Neden bitmiyor da artıyor, sorularına cevap veren Aksaray Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Psikolog Dr. Ahmet Pektaş, 2017 yılında 409 kadın, 2018 yılında 440 kadın, 2019 yılının sadece ilk 8 ayında 251 kadın öldürüldüğünü belirtti.
Bu kadınların kimi boşanmak istemesi yüzünden, kimi barışma isteğini reddetmesi yüzünden, kimi arkadaşlık isteğini reddetmek istemesi yüzünden, kimi sadece o an orada olduğu için tecavüze uğrayarak, kimi de kendi kararını almak istemesi bahaneleriyle öldürüldü.
KADINA YÖNELİK ŞİDDET MODERN HAYATIN YENİ BİR BOYUTU
Kadına yönelik şiddet modern hayatın yeni bir boyutu olduğunu söyleyen Psikolog Ahmet Pektaş; “Olaylardaki hikâyelere baktığınız zaman, cinayetlerin büyük bir çoğunluğunun, eşi, sevgilisi ya da partneri tarafından terk edilen erkekler tarafından işlendiğini görüyorsunuz. Terk edilme nedenleri kişiliksiz olmaları, alkolik olmaları, aileyi geçindirememeleri, babalık sorumluluklarını yerine getirmemeleri, şiddet uygulamaları vesaire. Dolayısıyla, 'klasik erkeklik rollerini' de yapamayan erkekler. Babalık, kocalık, aile geçindirme gibi... Yani bir erkeklik krizi var aslında ortada. Kadınlar bu erkekleri terk etmeye çalışıyor.” dedi.
Erkeklere evliliğe dair verilen vaatlerden dolayı sıkıntıların başladığını belirten Psikolog Pektaş; “Bu vaatlere bakıldığında, sizi sevsin, itaat etsin, sözünüzden çıkmasın, size baksın, çocuklarınızı doğursun, evi çekip çevirsin. Bu hayal gerçekleşmiyor. Erkekler buna çok öfkeleniyor.” şeklinde konuştu.
KADINLARIN BU ŞİDDETE HİÇ Mİ ROLÜ YOK?
Çocuk yetiştirme sorumluluğunun hem erkeklerde, hem de kadınlarda olduğunun bilinmesi gerektiğini vurgulayan Pektaş; “Çocukları yetiştirenin anne yani kadın olması’ nedeniyle erkeklerin şiddet göstermesinin sorumluluğunun kadınlarda olduğunu söyleyenler var. Neden erkekler kendi aralarında toplanıp bir protesto yürüyüşü yapmıyorlar? Çünkü kadınlara yüklendi bu ihale. Kadın doğuruyor, kadın büyütüyor… Neden hala aynı konuşmalarla kadını sorumlu hale getirelim? İki insan birlikte yaşarken bir çocuk doğuracaksa aile kavramı içerisinde, onun sorumluluğunu birlikte yüklenmesi gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.
Pektaş son olarak; “Eğer siz eğitim alanında anaokulundan itibaren çocuklara cinsiyet eşitliği eğitimi verirseniz, kadını cinsel obje olarak görmeyen, mal/meta zihniyetinden öte arkadaşı gibi gören erkek çocukları yetiştireceksiniz.” dedi.
‘EVLİLİK GİBİ BİR DENEYİM İLK KEZ YAŞANIYOR’
Eşler arasında yaşanan çatışmaların temelinde, her şeyden önce, evlilik gibi bir deneyimin ilk defa yaşanıyor oluşunun geldiğine dikkat çeken Psikolog Pektaş; “Her iki taraf da, yıllar yılı alışkın oldukları çevrelerini terketmiş ve yeni bir çevreye adım atmışlardır. Üstelik, ‘aile’ adı verilen bu yeni çevreyi, tüm sorumluluklarıyla beraber, kendileri oluşturmak, aile evine tuğlaları birer birer kendileri koymak durumundadır.
Bu durum, ister istemez, eşler üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Dahası, henüz birbirleriyle ilgili olarak ‘tanıma’ süreçleri bitmemiştir. Eşler evliliklerini sağlam bir temele oturtmak için birbirlerini iyice tanımak ve birbirlerine tam anlamıyla güvenmek ihtiyacı hissederler. Bu süreçte, eşlerin evlilik öncesi birbirleri hakkında zihinlerinde taşıdığı düşüncelerde ciddi değişiklikler olabilir. Çevremizde sıkça duyduğumuz gibi, “Ben seni böyle tanımıyordum,..” yakınmaları bu dönemin tipik özelliklerindendir.
Eşler açısından çatışmanın özü ise şudur: “Önümüzde evlilik gibi halletmemiz gereken ciddi bir iş var, fakat ben bu konuda sana tam olarak güvenip güvenemeyeceğimi bile bilmiyorum daha.” Tüm bu zihinsel yüklere, hemen hemen tüm evliliklerde yaşanan bir başka sorgulama da eşlik eder: “Acaba doğru kişiyle mi evlendim?” diye konuştu.
BİR BÜYÜĞÜN HAKEMLİĞİNE BAŞVURMAK ÇOK ÖNEMLİ
Bunların dışında farklı çatışma ve sorgulamalarında olduğuna işaret eden Pakteş; “Bu temel çatışma ve sorgulamaların dışında, eşler arasında ‘ekonomik sorunlardan, ‘eşlerin aileleriyle ilişkileri’ne; ‘iletişim biçimlerinden, ‘evde kararların nasıl alınacağına; ‘eşlerden birinin mi yoksa ikisinin birden mi çalışacağından, ‘ev işlerinde iş bölümünün nasıl yapılacağına; ‘pazar alışverişini kimin yapacağından, ‘diş macununu ortadan mı yoksa ucundan mı sıkıldığına kadar.. pek çok konuda çatışma yaşanır.
Özellikle günümüz şehir hayatında eşlerin iletişim becerilerini çok ama çok geliştirmeleri ve çatışmaları fiziksel, psikolojik ya da ekonomik şiddet boyutuna varmadan çözmeleri, çözemedikleri noktada ise yine şiddete başvurmadan iki tarafın saygı duyduğu bir büyüğün hakemliğine başvurmaları çok önemlidir.
Unutmayalım ki, en büyük örneğimiz Sevgili Peygamberimiz (asm) de hayatı boyunca hiçbir kadına el kaldırmamıştır. Bu, eşleriyle sorun yaşamadığından dolayı değil, sorunu bu şekilde çözmeyi tercih etmeyişindendir. Peygamberimiz, çatışmalar ciddi boyuta vardığında, eşinden bir ya da birkaç gün uzak durmuş ama hiçbir zaman fiziksel şiddete başvurmamıştır.
Zira o bir peygamberdi ve aile içinde bir çatışma çözme yöntemi olarak şiddetin, özellikle erkek için bir yönüyle acz ve yenilgi anlamına geldiğini çok iyi biliyordu.” İfadeleriyle sözlerini noktaladı. Foto-Haber Dilara ARSLANGEDİKLİ

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Kategorideki Diğer Haberler

E - Gazete

Video Galeri

Aksaray Hava Durumu

ANKARA

Yazarlar

Arşivde Ara

 
Evde Pişirdim Aksaray Ev Yemekleri Ev Yemekleri Aksaray Ev Yemekleri Aksaray Yemek flf motor enerji bilişim ltd. şti. sınırsız enerji web sayfası ozon cihazı sanitasyon