Notice: Undefined variable: nyazitarih in /home/aksarayegemengazetesi.com/public_html/koseyazilari.php on line 22
ZAMANIN GÖRÜNMEYEN İZLERİ
  • Sevda Altınkaya

    ZAMANIN GÖRÜNMEYEN İZLERİ

    Sevda Altınkaya

ZAMANIN GÖRÜNMEYEN İZLERİ


"Ben zamanı gördüm İçimde ve dışımda sessiz çalışıyordu Bir mezar böyle kazılırdı ancak Yıldırımsız ve baltasız Bir orman böyle devrilirdi!" Ahmet Hamdi Tanpınar Yaşam ince uzun, kalın boşluklar halinde çözülüp, eskiyip gidiyor. Üstümüzden süzülüp giden kuş sürüleri bir göç halinde. Kış geldi, sıcak ülkeler lazım. Bir daha gelmezler belki, büyük ihtimalle de gelmezler. Buna kırılıyor bazılarımız, buna inciniyor. Âh bir daha geçmezler üstümden diyor adamın biri. Bir daha değmezler göğüme. Nedir göğüne değmek? Uçurtmalar olmadan da sevinçle koşmak, yıldızları görmeden de dilek tutabilmek. Tutamıyoruz çünkü başka bir şeyi. Dilek tutmaktan fazlası gelmiyor elimizden. Göğümüze değmeyen her güzellik eksik kalıyor. Bakışımızla kavuşamayan her mavilik kendini siyaha bırakıyor. Yaşamın elleri yok, avuç içi, avuç içi çizgileri yok. Bu yüzden ellerinden tutup götüremiyoruz. Geçip gittiğini bile kanıtlayamıyoruz. Yüz yıl yaşamış birinin ardından hiçbir yaşanmışlık kalmıyor; anılar bir tek fotoğraflara, videolara sıkışıp kalıyorsa zaman var mıdır hakikâten? İnsan neresinde durur yitip giden günlerin? Ardından bakmaktan başka nedir geçmiş? Çocukluk bir kereye mahsus bir türkü gibi söylenip biterken, gençlik düşerken kalbin acı gülümsemesini içine sokup, zamana dair ne hükmümüz kalmıştır? Kendisi görünmese de görünen izleri var zamanın. Yorgun bacaklar, kırışmış göz kenarları, eksilmiş dişler, türlü hastalıklar, gelinliğin saçlara bıraktığı beyazlık ve elbette ölümün soğuk yüzü... Çok daha fazlasını da görür insan, görür ve görerek yaşar. Görür ve görerek dokunur aynaya. Görür ve görerek çeker gözlerini aynadan. Ten, direnemez zamana; beden kaldıramaz bir zaman sonra fakat ruh... Âh ruh! Zamanın görünmeyen izleri onun bahçelerinde büyür, onun bahçesinden sarkar sarmaşıklarca. Acıyı beden çeker ama hüznü ruh taşır. Kırık kol iyileşince kırıldığını unutur fakat ruh kırıkları toplar, dönüştürür, işler. İşte böyle böyle oluşur, görünmeyen izler. Babanın ilk kırıcı sözü, annenin göremediği ilk hüzün, öğretmenin anlamadığı ilk yokluk, sevgilinin bıraktığı ilk ayrılık. Ruh, zamanın şifacı olduğuna inanmak ister ilkin. İnanır da. Günler geçer ruhun göğüne değmeden, yorgunluklar ağırlar gönül sofrasını. Kesilen aynı kalmaz, dikişler atılır mutlaka yaralı yerlere. Bir dikiştir, geride kalanın tuttuğu yarım umutlu yol. Bir dikiştir, unutulmuş bir hatıradan vazgeçilen an. Âh şifa mıdır peki zaman, tıpkı ruhun inandığı gibi? Sonra bir gün bir arkadaş sohbetinde konuşulur tüm bunlar. Nasıl mı? - Yahu sen de yaşlanmışsın beee! - Eee biz bu saçları değirmende ağartmadık. Dile gelebilen kısmı bu kadardır. Görünmeyen izler, insanın ruhuna mühürdür ve aynı zamanda ruhun asil mülküdür. Taşınmaz, devredilemez ve satılamaz. Âh, tekrar soralım, şifa mıdır zaman? Kararı ruhumuzun görünmeyen izleri versin.

Tarih: 20.01.2022 / İzlenim: 563

Yazarın Diğer Yazıları

E - Gazete

Gündem

Video Galeri

Aksaray Hava Durumu

ANKARA

Yazarlar

Arşivde Ara

 
ev yemekleri simit cafe flf motor enerji bilişim ltd. şti. sınırsız enerji web sayfası