• Nagihan Aydın

    Bir Takım Gönül İşleri

    Nagihan Aydın

Bir Takım Gönül İşleri


Her insanın doğduğu gün aynıdır ancak her insan farklı zamanda yaşamaya başlar. Doğduğum gün belliydi soru şu ki ben ne zaman yaşamaya başladım, başımı kaldırıp gökyüzüne baktığımda evreni hayal ettiğimde ben neredeydim? Dünya üzerinde bir yerde mi, yoksa nokta içinde bir zerre mi? Birçok insanın kendine belki de hiç sormadığı sorulardı. Ancak ben bu sorularla on yedi yaşındayken meşgul olmaya başlamıştım. Her ne kadar geç bir vakitte başlamış olsam da soru sorarak cevabını bulmanın mutluğunu yaşıyorum. Ben; bir öğretmen, bir kardeş, bir abla ya da evlat... Asıl olan şu ki ben, insan olmalıydım. İnsan olmanın gerekliliklerini yaşamalı ve yaşatmalıydım. Hayatımın dönüm noktalarından biri olan o an Gençlik Merkezi’ne geldiğim andı. Örneğin bir kış günü dışarısı zifiri karanlık, buz gibi keskin soğuk; elinizde bir kase çorba... Bir yudum içersiniz çorbadan içiniz ısınıverir, Gençlik Merkezi’ de öyle bir yer. Başka türlü tarif edemezdim. Sonrasında ise oradan öğrendiğim, elimdeki çorbayı paylaşmak oldu. ‘Paylaşmak’ birçok yara bandından daha tesirli bir ilaç... 7’den 70’e birçok insanla konuşuyor, muhabbet ediyor olmak paha biçilemez bir kazançtı benim için. Çocuklarla yaptığımız etkinliklerde, oyunlarda ben de çocuk oluyor, ninelerimizle dedelerimizle yaptığımız sohbette ununu eleyip, ipini asmış bir yaşlı oluyordum. Cevabımı bulmaya başlamıştım; ben ne bir zerre ne de bir noktaydım, ben dünyaydım. Her şey bende gizliydi; sevmek, paylaşmak, gülmek ve durup geriye bakmak. İnsanların hayatlarında kısacık olsa da var olmuştum; onlarla istediği bir anı yaşayıp belki ağlamış, belki gülmüştüm, belki bazılarının derdini almıştım. Artık cevaplamam gereken başka sorular vardı. Ben, derdini aldığım insanlara nasıl derman olabilirdim? Gözyaşı akıttığımız cümleye nasıl tebessüm bırakabilirdim? Doğrusunu söylemek gerekirse bu soruya cevap verebilmek için hala çalışıyorum. Öncelikle her gün, dünkü insan olmamaya karar vererek başlıyorum. İlgi duyduğum, yapmak istediğim ve yapmam gereken ne varsa onları hayata geçirmeye çalışıyorum. Bütün bunların yanında, hayalleri umutları olan ve hayallerinin birçoğu bizimle aynı yollarda kesişmiş arkadaşlarımın gözlerindeki mutluluğa şahit oluyorum. Onlarla birlikte gittiğimiz bir gönüllülük faaliyetinde, ekmeğimizi bölüşüp birbirimizin dostluğuna sığınarak yemek kadar mutlu etmiyor çoğu mekan bizleri. Havacılık alanında yapılan birçok faaliyet ile hayallerimiz gökyüzünde uçuyor. Daha sonra ilk ve ortaokul kademelerindeki genç arkadaşlarımızın gözlerinde umut ışığı olarak tekrar parlayıveriyor, gönlümüzden kopan sevgi demetleri. Kardan aydınlık sabahlara uyanacağımızı hayal ederek uyanıyorum artık birçok güne. Her şeyi dört dörtlük oldurma ihtimalim olmasa da karınca misali ağzımızda taşıdığımız su damlaları bir orman yangınını söndürmeye yetecek kadar büyüyor, birlikten doğan kuvvetle. Hayvanları da unutmuyoruz tabii ki gönüllülük etkinliklerinde. Bazen bir kap mama, bazen bir avuç yem, bazen de bir yudum suyla onlara da yaşamın henüz var olduğunu, iyiliğin sadece insanlar için olmadığını gösterip, onların da sevinçlerine ortak oluyoruz. Bir çocuğun, bir yetimin, bir yaşlının, bir hastanın gönlüne bıraktığımız filiz neyse, bir hayvanın veya bir bitkinin köklerine bıraktığımız can suyu da onların gönlüne dokunuşumuz oluyor bizim. Yazımın başından beri dediğim gibi biz gönüllüyüz. Sevgiye, merhamete, yeniliğe, düşünmeye, kendimizi ve çevremizi geliştirmeye ama en çok da iyiliğe.

Tarih: 08.04.2021 / İzlenim: 520

Yazarın Diğer Yazıları

E - Gazete

Gündem

Video Galeri

Aksaray Hava Durumu

ANKARA

Yazarlar

Arşivde Ara

 
oley ozon korona covid 19 sanitasyon sterilizasyon ozon cihazı flf motor enerji bilişim ltd. şti. sınırsız enerji web sayfası Albatros Global tedarikçi portalı