Köşe yazıları

BEDİR MUHTÂR

12.yüzyılın ikinci yarısı ile 13. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Bedir Muhtâr’ın lakapları, künyeleri, nisbeleri ile birlikte tam adı el-İmâmu’l-Allâme, Şeyhu’l-İslâm, Ebu’l-Fadâil, Ebu’l-Mehamid, Ebu’l-Abbas Mevlâna Bedreddîn Ahmed b. Muhammed el-Muzaffer..

BEDİR MUHTÂR
banner

12.yüzyılın ikinci yarısı ile 13. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Bedir Muhtâr’ın lakapları, künyeleri, nisbeleri ile birlikte tam adı el-İmâmu’l-Allâme, Şeyhu’l-İslâm, Ebu’l-Fadâil, Ebu’l-Mehamid, Ebu’l-Abbas Mevlâna Bedreddîn Ahmed b. Muhammed el-Muzaffer el-Muhtâr er-Râzî el-Hanefî’dir. Rey’de doğdu ve orada büyüdü. Fahreddîn Râzî (do.1149 – öl.1210)’den ders aldı.

Bu zamana kadar Râzî Okulu’nun Aksaray’daki ilk temsilcisi olarak, Râzî’nin torunlarından olan Cemâleddîn-i Aksarâyî (ö.1377) kabul edilmekteydi. Ancak Bedir Muhtâr’ın Râzî’nin talebelerinden olduğunun anlaşılması ile Aksaray’da Râzî etkisinin, Bedir Muhtâr vesilesiyle, daha Râzî’nin sağlığındayken görüldüğünü söyleyebiliriz.

Râzî’den icâzet aldıktan sonra Şam’a gitti ve Kur’an tefsiri dersleri verdi. Diğer yandan burada Tâcüddîn Ebü’l-Yümn Zeyd bin el-Hasan bin Zeyd el-Kindî el-Bağdâdî (do. 1126 – öl.1217)’den ve Ebi’l-Me’âlî Muhammed bin Mevhûb bin el-Bennâ (öl.1216)’dan hadis okudu. Daha sonra Anadolu’ya geldi ve Aksaray (Akserâ)’a yerleşti. Aksaray’da ise Ebi’l-Me‘âlî Abdülmün‘im bin Abdullah bin Muhammed bin el-Fadl el-Ferâvî (öl.1191-92)’den hadis dersi aldı ve daha sonra da hocasından müderrisliği ve kadılığı devraldı. Aksaray’da, Danişmendlilerin son meliki Nizâmeddîn Yağıbasan’ın oğlu olan Selçuklu Emîri Emîr Muzefferüddîn’in yaptırdığı Muzafferiyye Medresesi’nde görev yaptı.

Âlimliğinin yanında büyük bir sûfî olduğu da bilinen Bedir Muhtâr, Evhadüddîn-i Kirmânî (öl. 635/1237-38) ile aynı dönemde yaşamıştır. Menâkıb-ı Evhâdüddîn’in elli üçüncü hikâyesinde bahsi geçen Bedreddîn Muhtâr, konumuz olan Bedir Muhtâr olmalıdır. (Kuşsan 2021: Haber Aksaray İnternet Haber Gazetesi) Menâkıb-ı Evhâdüddîn’in elli üçüncü hikâyesine göre Evhâdüddîn rüyasında, şeyhi Rükneddîn-i Sücâsî’ye âlemin rüknünden boş olmadığını söyleyip yaşadığı dönemin kutbunun kim olduğunu sorar ve Sücâsî’den, Bedreddîn Muhtâr’ın dönemin kutbu olduğu cevabını alır. (Mostafavi 2016: 208-209) Bedîüzzaman Fürûzanfer ve ona dayanarak da Muhammed Vefâyî, Bedreddîn Muhtâr’ı, Evhâdüddîn postuna oturan dört kişiden biri olarak belirtmektedir. Ancak yukarıdaki hikâyede bu durumdan hiç bahsedilmediği gibi, Menâkıb-ı Evhâdüddîn’de bu kısa bilgi dışında Bedreddîn Muhtâr ile ilgili başka bir bilgi de yoktur. (Mostafavi 2016: 208) Belki onun adının Menâkıb-ı Evhâdüddîn’de geçmesinin sebebi, Rükneddîn-i Sücâsî’nin halifesi, Evhâüddîn’in pirdâşı olması sebebiyledir. Belki de Evhâdüddîn ile Bedîr Muhtâr’ın aralarındaki bağ, Şems-i Tebrîzî ile Mevlâna arasındaki bağ gibidir. Mevlânâ’nın Şems-i Tebrîzî’yi sohbet şeyh edinmesi gibi Bedir Muhtâr da ilmini artırıp kendini geliştirdikten sonra, Evhâdüddîn-i Kirmânî’yi kendine sohbet şeyhi edinmiş olabilir. Kısacası eserlerinin telif yıllarına baktığımız zaman Bedir Muhtâr ile Evhâdüddîn-i Kirmânî’nin çağdaş oldukları açıktır. Yani Bedir Muhtâr’ın Evhâdüddîn’in postnişini olması mümkündür. Hatta onun Rükneddîn-i Sücâsî’nin halifesi olduğu da söylenebilir.

İbnü’l-Kayyim onun hakkında “Devrinde muhaddislerin içerisinde sûfilerin imamı, Ebu’l-Abbas Ahmed bin el-Muzaffer el-Muhtâr er-Razî’dir” derken, İbnü’l-Adim onu “Edebî şair” olarak betimler. El-Zerkalî ise onun hakkında “Tefsir, hadis ve edebiyat bilgisi ile iyi bir bilgi nizâmı vardır” demiştir.

el-İmâmu’l-Allâme ve Şeyhu’l-İslâm lakapları ile İbnü’l-Kayyim’ın onun için “Sûfilerin İmâmı” demesi, onun, Menâkıb-ı Evhâdüddîn’de olduğu gibi zamanının kutbu olarak görüldüğünü bize göstermektedir.

Kısacası Hicrî 631 Milâdî 1233-34 yılında eser telif etmiş olan Bedir Muhtâr, 12. yy’ın ikinci yarısı ile 13. yy’ın ilk yarısı arasında yaşamıştır. Anlaşıldığı üzere iyi bir müfessir, iyi bir muhaddis ve iyi bir şairdir.

İbrahim Hakkı Konyalı, Aksaray Tarihi adlı eserinde, Aksaray halkı tarafından Bedir Muhtâr’ı Aksaray’da Taşpazar Mahallesi’nde medfûn olan Şeyh Gaznevî’nin doğudan getirdiğinin rivâyet edildiğini belirtmektedir. (Konyalı 1974: 1441) Gerçekte ise Bedir Muhtâr’ın Aksaray’da ilişki kurduğu şeyh, hadis dersi aldığı hocası Ebi’l-Me‘âlî Abdülmün‘im bin Abdullah bin Muhammed bin el-Fadl el-Ferâvî’dir. Şeyh Gaznevî ile Ebi’l-Me‘âlî Abdülmün‘im bin Abdullah bin Muhammed bin el-Fadl el-Ferâvî aynı kişi olmalıdır. Çünkü Ferâve, Gazneli hâkimiyetindeki Horasan beldelerindendir.

Vefatı ve Kabri

Bedir Muhtâr’ın vefat tarihi bilinmemektedir.  Hicrî 631, Milâdî 1233-34’te eser telif ettiği için, vefatının da bu tarihten sonra olduğunu söyleyebiliriz. Kabri, kendi adı ile anılan kabristanda, tepe üzerinde, harabe bir türbenin içerisindedir. Bu türbe içerisinde üç kabir vardır. Ancak halk arasında bu türbede medfûn olan üç kişiye Horasan Erenleri dendiği gibi, Bedir Baba ile Vezir Baba’nın kabrinin tepenin yamacında olduğuna inanılmaktadır. Tepenin yamacında bulunan bu iki kabir incelenmelidir. Kabirlerden biri Nizâmeddîn Yağıbasan’ın oğlu Bedreddîn Yûsuf’un kabri olabilir.

Bilinen Eserleri

Mebâhisü’t-Tefsîr

Hucecü’l-Kur’ân

Zahîretü’l-Mülûk fi ’İlmi’s-Sülûk

El-Nâsih ve’l-Mensûh fi el-Ehâdis

Letâif el-Kur’ân

Risâle fi el-Tefsîr

Ezkâr el-Kur’ân

Bezl el-Haba fi Fazl Âl-i Abbâsî.

Makâmat

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL