Köşe yazıları

Dünya burası, herkes yerli herkes yabancı

Lena ve Julien Almanya Leibsig’deki evlerinden bisikletlerine atlayıp yola çıkıyorlar. Aylarca sürecek bir yolculuk olduğunu bildikleri için kendilerini bekleyen zorlukların farkındalar. Almanya’dan Türkiye’ye uzanan bu yolculuk süresince farklı kültürlerden birçok..

Dünya burası, herkes yerli herkes yabancı
banner

Lena ve Julien Almanya Leibsig’deki evlerinden bisikletlerine atlayıp yola çıkıyorlar. Aylarca sürecek bir yolculuk olduğunu bildikleri için kendilerini bekleyen zorlukların farkındalar. Almanya’dan Türkiye’ye uzanan bu yolculuk süresince farklı kültürlerden birçok insanla tanışıyor, onlarla aynı sofraya oturuyor ve yolları ayrılana kadar yoldaş oluyorlar. Tehlike içeren durumlarla da karşılaşıyorlar elbet. Dillerini, kültürlerini bilmedikleri insanlarla yoğun bir etkileşim hâlindeler. Bana yolculuklarını anlatan bir rapor hazırlamışlardı. O raporda hayata, insana olan bakışlarının değiştiğinden ve dünyalarına bir çok değer kattıklarından bahsediyorlar.

Neyse efendim, yolculuklarına başka ülkelerden insanlar da dahil oluyor. Bisikletle dünya turuna çıkan başka insanlarla yolları kesişiyor. Toplumsal gözlemlerle, hayatın içindeki farklı ritimlerle devam eden bu yolculukta Aksaray’ın Ortaköy ilçesi Hocabeyli Köyü, uğradıkları o duraklardan biri oluyor. Köy Muhtarı Adem Öztaş ve köy sakinlerinden Emre Öztaş arabalarıyla ilçeden dönerken iki turistin kamp kurduklarına şahit oluyorlar. Almanya’daki akrabalarını telefona bağlayarak buranın kamp kurmak için uygun olmadığını anlatıyor ve kendilerini evlerine davet ediyorlar. Lena ve Julien önce tereddüt ediyorlar haklı olarak fakat daha sonra ikna oluyor ve bir günlüğüne Adem abinin misafiri oluyorlar. Akşam çayında Adem abi beni arayıp eve çağırıyor. Almanca bilen birkaç akraba, aile eşrafı ve misafirler gayet samimi bir şekilde sohbet hâlindeler. Bu vesileyle kendileriyle tanışıyor, google çevirinin olumsuz şartlarına rağmen iyi bir iletişim kurmayı başarıyoruz. Türkiye’deki misafirperverlikten ve kendilerine duyulan yakınlıktan çok memnun kaldıklarını ifade ediyorlar. Adem abinin eşi Dilek yenge ertesi günün sabahında kahvaltılarını hazırlıyor ve onları hep birlikte yolcu ediyorlar. Bir gün kadar sonra iletişime geçtiğimizde Gaziantep’te olduklarını öğreniyoruz ve bu yolculuk bittiğinde Türkiye’ye tekrar gelmek istediklerini belirtiyorlar. Bizim payımıza ise sınırları aşan bir yolculuğun küçük parçasına da olsa şahit olmak ve bu güzel dostlarımızın keşif yollarında rastladıkları insanlar olarak hatıralarında yer almak düşüyor. Aynı şekilde biz de onları hatıramıza alıyoruz.

Başka hayatlara, başka insanlara açılan o yolculuk hepimize bir anlam, bir görüş katıyor. Dünya burası, herkes yerli, herkes yabancı. Hepimiz bir yerlerin turistiyiz. Hayatı turist olarak görmek, yerli olmaya ve yerleşmeye karşı yolculuğu önde tutmak… Kim bilir belki de kalbimizin ihtiyacı olan budur. Lena ve Julien! Bundan sonraki hayat yolculuğunuzda, keşfinizin, öğrenme çabanızın ve yolda olma hâlinizin daim olmasını diliyoruz…

 

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL