Gündem

GERİYE NE KALIR?

      ” … Bir ölünün gözleri kalır bende yatılı bulduğumu arayayım diye simsiyah gazetelerle örtülmüştür dağların ve hakikâtlerin üstü insan doğmadan önce gömülmüştür…” Şeref Bilsel   Seyrelen günden,..

GERİYE NE KALIR?
banner

 

 

 

” … Bir ölünün gözleri kalır bende yatılı

bulduğumu arayayım diye simsiyah

gazetelerle örtülmüştür

dağların ve hakikâtlerin üstü

insan doğmadan önce gömülmüştür…”

Şeref Bilsel

 

Seyrelen günden, kavurucu sıcaktan, ruha kadar sızan kıştan, kimseye değmeden gelip geçen nehirden, batan güneşten geriye ne kalır? Her gün katlayıp kaldırdığımız elbiselerden, bahar temizliğinden geçen halılardan ve işte incinmiş bizden, el olduğumuz bir hakikâtten geriye ne kalır?

 

Ne kalır, damda eriyen kardan ve epriyen karın yıktığı duvardan, duvarın altında kalan bahardan, bahardan fışkıran mor susamdan? Kalansız bölünmüş bir sayı gibi geride hiçbir şey bırakmak istemezken her yerin kalanı olmak hangi boşluğa emanet edilir? Boşluk bütün kelimelerin kapatamadığı kadar büyüdüğünde hangi kelime insanı yeniden doğurur hayata?

 

Şu kalan ömrün kaçta kaçı hesapsız yaşanır? Hesapla yaşanırsa kim kârlıdır kim zararda? Kalan borç kime yazılır? Hesabı tutanın gözünün yaşı da kurur mu? Ölünce kusurlar da girer mi toprağa? Hangi cümle temizler niyetimizi? Belki sessiz sedasız bir dağ, belki kapanınca yeniden açılan bir yara, düştüğü yerden kalkmayı henüz öğrenememiş bir çocuk. Belki tüm bunlar temizleyebilir, kim bilir belki.

 

Geceyi günsüz bırakan biraz da yıldızlar değil midir? Günü aydınlatan güneş, geceye yetmeyen yıldız. Yıldızlar sönmüş güneş sayılmaz mı ve bu hâlleiyle bize en çok benzeyen onlar değil midir? Ölmüş bir yıldız, ölmüş bir yıldıza ne anlatabilir nefesten yana? Kalan olmak, yıldızlar gibi, geceye yansıyan hayallerimiz ve umutsuz bir cılız otların üzerine çiseleyen damlacıklar gibi. Başka nasıl anlatılır?

 

Vurmaktan geriye ne kalır, acı bitince ne kalır vurulmuşluktan? Vuran mı yaralıdır, vurulan mı? Sönen mi aydınlıktır, parlayan mı? Gecikmiş bir cümlenin gücü neye yeter artık? Korunmuş bir kalbi hangi şüphe cezbeder? Sırrın korunmadığı dili hangi cenaze açık eder? Öldürmeyen acının çürüttüğünden ve zulme kalkmayan elin yenilgisinden, hengameye teslim edilen bir sessizlikten ve ürpermeyi unutan kalpten?

 

Geriye ölüm kalır, herkesten ve her şeyden. Bir de ölümsüzlük ki toprak bir tek ona el süremez. İnsan, göğsünde dikiş izleriyle gelmiştir madem dünyaya, doğmadan önce gömüldüğüne şaşmamak gerek.

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL