Gündem

HAVADA KİTAP KOKUSU VAR

Kitap Fuarı Aksaray’da 4’üncü kez kapılarını kitapseverlere açtı. Kitap fuarının ilk gününde çeşitli yayınevi ve seçkin yazarlara ait kitaplar yerlerini almıştı. Dikkatimi çeken ise fuarda her yaş grubunun olmasıydı. Kimi..

HAVADA KİTAP KOKUSU VAR
banner

Kitap Fuarı Aksaray’da 4’üncü kez kapılarını kitapseverlere açtı.

Kitap fuarının ilk gününde çeşitli yayınevi ve seçkin yazarlara ait kitaplar yerlerini almıştı. Dikkatimi çeken ise fuarda her yaş grubunun olmasıydı. Kimi stantlarda kitapları incelerken kimi de ünlü isimlerin yer aldığı söyleşi için bekliyordu.

Fuara katılan yazarların kitaplarını alanlar imzalatmak için uzun kuyruklar oluşturmuştu. Anlamlı bir kuyruk, anlamlı bir kalabalık vardı. Bu benim okumaya olan inancımı biraz daha artırdı.

*******

Kitap fuarlarını hep çok sevmişimdir. Çünkü burada insanların tek konuştukları şey kitaptır. Hangi kitap  fuarına gitsem havada kitap kokusu vardır. Okurların birbirleriyle dostluk köprüleri kurdukları, birbirlerine kitap önerdikleri atmosferdir kitap fuarı.

Burada rengarenk tezgahların arasında gezinirken kitapların ruhunu da hissediyor insan. Kimi kapaklarına göre kitapları seçerken kimi de sayfa sayfa inceliyor kitapları… Çocukların kitaplarla kurdukları dostluk ayrıca mutlu edici bir manzara oldu.

******

İşte bu duygularla gezerken kitapların arasında bir anda kendimi Beyhan Budak’ın söyleşinde buldum. Söylediği birkaç cümle çeki verdi beni dinlenceye. “İnsanlarla ilgili olan her şey bizimle ilgiliymiş gibi geliyor. Bizi kıran, üzen konularda genellikle hep içimize atıyoruz. Zannediyoruz ki yapılan her hareket bize kasıtlı olarak yapılıyor. Aslında insanların yaptıkları tek şey kendi çıkarlarını düşünmek. Olaylara da kendi merkezlerinden bakıyorlar. Bu çok temel bir hata. Elimizi kulağımıza sürttüğümüzde bir ses duyarız. İnsan bunu herkesin duyduğunu zanneder ama bunu sadece kendimiz duyarız” dedi. Çok hoşuma gitti bu söz ve biraz daha kulak verdim Budak’a…

Ve ekliyor kulağıma çalınan yeni sözlerini; “Çok güzel bir söz vardır ya ‘İçimde dert olacağına çıksın mert olsun’ diye. Beni üzen bir konu varsa ve orada belirsiz kalan bir durum varsa ben her zaman kendimi ifade etmeyi seçerim” diyor. Nasıl anlamlı ama…

Bağışıklığı güçlü olan insanlar bunu yaparmış. Ben bazı durumlarda bunu yapamadığımı fark ettim.

Olaylara karşı bazen bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor galiba. Bunu da şimdi burada bu kitapların arasında kendimi bulduğum bir söyleşide düşündüm.

Nasıl sevmeyim kitap fuarlarını, her daim yeni bir şey öğreniyorsun. Hayat felsefenize eklemeler yapıyorsunuz.

Yine yıllar önce bir fuarda Halil İnalcık’ın bir kitabını incelerken de şu söze denk gelmiştim; “Bu dünyadan giderken en çok neye hayıflanacağım biliyor musunuz? O büyük şaheserleri okuyamadan gözlerimi kapayacağıma. Peygamberi, Buda’yı, Kant’ı, Shakespeare’i, Dante’yi, Fuzuli’yi ve Dostoyevski’nin bütün romanlarını okumak isterdim. Ömür o kadar kısa ki…”

Hala hayat felsefemin içerisindedir ve okumaya aşkla bağlı olmamda bunun eseridir.

*******

İşte fırsat ayağımıza geldi.  Bir yerden başlamak lazım deriz ya hep, işte başlanacak noktayı bulduk…

Kitap fuarını ziyaret ederek başlıyoruz,  kendimize bir kitap seçiyoruz ve Vali Hamza Aydoğdu öncülüğünde perşembe günleri düzenlenen esnaf, öğrenci, vatandaşların ‘teknolojiden uzak 20 dakika kitap okuma’ etkinliğine katılıyoruz. İnanın o Perşembe gününün gelmesini iple çekenlerden olacağız.

Belediye Başkanı Evren Dinçer’i de unutmuyoruz. Ağaçlara kitap asarak okumaya teşvik amaçlı farkındalık oluşturması, kitap konakları sayısını artırması ve şu an bize bu ortamı kitap fuarını kazandırması adına kendilerine teşekkür ediyorum…

Keyif alarak katıldığım bu etkinliği sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyor, sizi size emanet ediyorum.

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL