Köşe yazıları

HİKÂYESİ ÇALINMIŞLAR

Bir hikâyemiz vardı, çok önceden. Rüzgâr esince savrulan saçlarımız, uzaklara bakınca dağlanan yüreğimiz. Evler çoğalınca rüzgâr kesildi, uçaklar uzağı yakın kılınca yüreğimizin ateşi küllendi.   Bir hikâyemiz vardı, acı da..

HİKÂYESİ ÇALINMIŞLAR
banner

Bir hikâyemiz vardı, çok önceden. Rüzgâr esince savrulan saçlarımız, uzaklara bakınca dağlanan yüreğimiz. Evler çoğalınca rüzgâr kesildi, uçaklar uzağı yakın kılınca yüreğimizin ateşi küllendi.

 

Bir hikâyemiz vardı, acı da olsa bizimdi. Mesele acı değildi zaten, hikâyesizleştirilmiştik. Hiçbirimizin diğerinden ayrı bir hikâyesi olmayan bir çağdı bu. Kendimize ait bir hikâyemiz olsun istemiştik, olmamıştı. Biz, yani hikâyesizler, büyük bir boşluk gibi gelip geçecektik bu çağdan.

 

Bir can sıkıntısıydı her şey, otomatikti arabalar ve insanlar. Ayaklarımız toprağa değmeyi unutmuştu, geçmişe dönüp baktığımızda özleyecek bir şey bulamıyorduk, hep canımız sıkkındı, hayat büyük bir boşluktu. Koştur dur, hiçbir şey yoktu. Alışveriş hızlıydı, hayat pahalıydı, tatil günleri hiçbir şeye yetmiyordu. Zaman geçiyordu, tüm bunlardan geriye hızlı bir tükenmişlik vardı. Tükenen neydi? Hikâyemizdi. Her şeyin sırayla, izinle, prosedürle işlediği bir zamandı. Parası olana güzel, olmayana çileydi yaşamak. Parası olanın niye hikâyesi yoktu o zaman? Çünkü hikâyenin modası çoktan geçmişti, çalınmıştı hepimizin hikâyesi. Yerine bir boşluk kalmıştı bize. Acı ve ağır bir boşluk. Hiçbir iğne ve iplikle dikilmiyordu, sökülen bizzat içimizdi, söken ise yine bizdik.

 

Bir gün ölüp gittiğimizde ardımızda bırakacağımız hikâyeden memnun muyduk? Bilmiyorduk, bir hikâyemiz var mıydı ki, onu da bilmiyorduk. Peki ardımızda ne kalacaktı, yalnızca bir boşluk mu? Ama acı, ama hüzün, ama sahte de olsa biraz sevinç? Hiçbiri mi kalmayacaktı, bizi hatırlatan, bizi geride kalanlara özleten? Bilmiyorduk. Hâlâ birileri birilerini özlüyor muydu, hâlâ kıymetli miydi acı, sahtelikten payını almayan bir şey kalmış mıydı şu dünyada? Boşluk hepsinden ağır basıyordu ve kalbimizi koyacak tenha bir yer bulamadığımızdan içimizde gezdiriyorduk. Halbuki ne kadar kalabalıktı dünya ve ne kadar tenha. Ne kadar doluydu ne kadar boş.

 

Her şey bir boşluk hâlinde hücum etti kalbimize. Kısa zamanda çok şey eskittik ve hikâyesiz kaldık böylece. Çağın insanı dedikleri, hikâyesi çalınmışlardan başkası değildi. Yani biz, hepimiz, belki daha fazlası, belki…

 

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL