Gündem

İLBER ORTAYLI, SULTANHANI VE HALILAR

Halı deyince Sultanhanı gelir akıllara… İstanbul’dur belki zihinlerde kalan ama İstanbul’da da Sultanhanı belirler bu piyasayı. Tarihi İpekyolu’nun en büyük kervansarayı Sultanhanı, 793 yıldır o eski ihtişamıyla ayakta duruyor. Bir..

İLBER ORTAYLI, SULTANHANI VE HALILAR
banner

Halı deyince Sultanhanı gelir akıllara…

İstanbul’dur belki zihinlerde kalan ama İstanbul’da da Sultanhanı belirler bu piyasayı.

Tarihi İpekyolu’nun en büyük kervansarayı Sultanhanı, 793 yıldır o eski ihtişamıyla ayakta duruyor.

Bir ilçeye adını veren ve geçtiğimiz haftalarda ‘Uluslararası İpekyolu Sultanhanı Halı, Tekstil, Kültür ve Turizm Festivali’ ile zihinlerde tekrar canlanan Sultanhanı, sergilenen halılarıyla da gönüllerde taht kurdu.

Belki de katıldığım en anlamlı festival oldu benim için. Tarihe dokunmuş ve parmak uçlarımda hissetmiştim sanki. Elbette, tarihi bir şahsiyet olarak nitelendirebileceğim bir değerle muhabbet etme imkanı, bu hissi kuvvetlendirmişti bende. Her şeyiyle dolu dolu geçen festivalin zihnimde kalan o izleri…

Tarihi sevdiren adam bizi ‘Tarihin İzinde’ gezdirdi. Kıymetli hocamızla gerçekleştirdiğimiz gezi esnasında hanların hanı Sultanhanı’nda sanki tarihi bir seyahatteydik, o anlattı biz dinledik. Bizim Sultanhanı’nın Türk tarihine katkısının ne denli önem taşıdığını büyük üstadın telkinleriyle bir kez daha duyumsadık ve zihnimize kazıdık.

Hatta Ortaylı’nın zihnime nakşettiği bir söylemini de buradan aktarmak istiyorum.

“Tarihte, Türklerin hem konukseverliğini hem de ince mimari anlayışını ve en önemlisi güvenli ticaret ve ticari hassasiyetin izlerini taşıyor Sultanhanı”

Misafirperverlik, mimari yapı ve güven. Bu değil mi? Türk’ü en güzel anlatan…

Halı sergisini gezdik beraber. Ne muhteşem bir duygu, tarih adamla tarihi bir yolculuğa çıkmak… Halıların Türk kültüründeki yerini araştırmak için zihnimde bırakılan bir tohum bıraktı İlber Hoca ve can suyunu yine o verdi…

Han içerisinde sergilenen Milas koleksiyonu, hem gelenleri hem de hocamızı cezp etti. Halıları incelediğimde ise Anadolu’nun o zengin dokusunu hemen hissettim.

Sonra bir anda kendimi halıcılarla sohbet ederken buldum.

Sultanhanı’na dünyanın farklı bölgelerinden halılar, tamir, yıkama ve restorasyon işlemleri için getiriliyormuş.

Sohbetimiz esnasında birçok ustalık hikayesinin çıraklıktan başladığını öğrenmiş oldum. Aralarında 10 yaşında bu işe başlayanlar vardı.

Ve onlar anlattı yine ben dinledim.

Bir ustamız dedi ki bizim ustalığımız dokumakta, dokumanın da ötesinde tamir etmekte. Bu ayrıntıya neden yer verdiğini zihnimde oturtmaya çabalarken usta anlatmıştı burada neyi öne çıkarmak istediğini ve şöyle açıklamıştı durumu:

Biz yine dokuyoruz, el emeği göz nuru halılarımızı, ciddi bir maharetle. Zihinlerde yer tutan bu, ama tamir hususu başka bir ustalık ve başka maharetlik ister. Bin bir emek verilerek dokunmuş halıların tamiratı yine bin bir emek, özen ve hassasiyet ister. Tamir denilince akla ne kadar sök, çıkar, parçala gibi terimler gelse de, bizlerin zihinde canlanan bu terimlerle işi pek olmuyor. Bizler parmak uçlarımızla, incecik penslerimizle hassas dokunuşlarla bu halıları tekrar kazanıyoruz”

Başka bir usta ise şöyle yaklaştı konuya: “Azerbaycan halısı, Doğu Türkistan Bölgesi’nin halıları, İran Bölgesinin Isfahan, Şiraz halı çeşitleri gibi birçok halı çeşitleri; tamir, yıkama ve restorasyon işlemleri için geliyor. Halı geldiğinde önce yıkamasını yapar, iplerini ayarladıktan sonra da tamirine yaparız. İlmek ilmek halıyı aslına uygun hale getirmek için çalışırız”

Meğer dünyanın en meşhur halıları da bizim Sultanhanı’na geliyormuş. Ustalık sadece yapmakta değil yapılanı tamir etmekle de oluyormuş.

Dünyanın en değerli halıları bizim ustaların elleriyle yeniden hayat buluyormuş… 

El emeği göz nuru halılar Sultanhanı’ndan yola çıkarak ABD, İngiltere, Japonya, Fransa gibi ülkelere gönderiliyormuş.

İlber hocam ata mirasımız, kültürümüz demişti bu halılara.

İşte ustalık, bizim bu kültürümüz bu ülkelerdeki insanlara aktarılıyor.

Öyle bir değer ki yıllandıkça daha da değer kazanıyor.

Bu ülkelere giden halıların yere değil duvarlara süs olduğu bilgisi ise bambaşka bir güzellik.

Bizim halılarımızı önemli kılan nedir bunu iyi irdelemek gerekiyor.

Rengi, motifi, deseni değer katıyor. Her birinde Türk kültürü yansıtılıyor.

Ülkemizde kullanımı son yıllarda bir hayli azalan el dokuması bu halıların yeniden evlere girmesini arzu ediyorum. Değerlerimize sahip çıkmak dileğiyle sağlıcakla kalın…

 

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL