Özel

‘Köşeye sıkıştıracak sorular sormayın’

2022-2023 eğitim öğretim dönemi bu hafta itibariyle başladı. Eğitim hayatına ilk adımlarını atan miniklerin okula uyum sürecinde kolaylık yaşanması adına Psikolog Aysun Hızlı Okur ebeveynleri bilgilendirdi. Bir çocuğun hayata karşı..

‘Köşeye sıkıştıracak sorular sormayın’
banner

2022-2023 eğitim öğretim dönemi bu hafta itibariyle başladı. Eğitim hayatına ilk adımlarını atan miniklerin okula uyum sürecinde kolaylık yaşanması adına Psikolog Aysun Hızlı Okur ebeveynleri bilgilendirdi.

Bir çocuğun hayata karşı güzel bir bakış açısı yakalamasını ve sorunsuz bir adaptasyon süreci geçirmesini sağlayan en temel eğitimin 0-6 yaş aralığında ebeveyn tarafından verildiğini bildiren uzmanlar, çocuğun formel eğitim sürecine dahil olmadan önce evde, aile ortamında verilen eğitimle geleceğe dair güzel bir yaşam sürmesinin altyapısının hazırlanmış olacağını söylüyor.

Ebeveynlerle aynı duyguları deneyimleyen bir psikolog olarak, konuyu hem bir anne hem de bir doktor bakış açısıyla ele aldığını ifade eden Aysun Hızlı Okur şu şekilde konuştu: “Bütün süreçlerde anne babaya düşen sorumluluklar ya da duygu paylaşımları aslında aynı. Mesela kreşe başlarken de anne babalara bizim ilk söylediğimiz şey lütfen sakin olun. Çünkü çocuk kreşe de başlasa, anaokuluna ya da ilkokula da başlasa anne ve babanın kaygısı her zaman çocuğa yüklenir. Yeni ortama giren çocuklarda zaten bir kaygı durumu söz konusu olacaktır. Ekstra ailelerin kaygısı çocuklara yüklenmemelidir. Bu yüzden ilk adımda yapılacak şey ailelerin sakinliklerini korumasıdır. Ailenin imkanı varsa, çocuğun ilk defa eğitim öğretim dönemine başlayacağı okul, uyum sürecinden önce ziyaret edilmelidir. Bu aşamada hem çocuk hem ebeveyn ortama aşina olmalıdır. Okulun düzeni, temizliği, öğretmenleri, müdürleri, yardımcıları, bunları iyi tanımalı ve çocuğu da iyi tanıtmalıyız. Mesela çocuk ilk gün öğretmenim kim diye öğretmenini aramamalı. Öğretmen ile ebeveyn ve çocuk önceden tanışmalı, selamlaşmalı, sohbet etmeli ve sınıf önceden mutlaka görülmelidir.”

Adaptasyon süreci içerisinde çocuğa sorulmaması gereken sorulardan bahseden Hızlı Okur, “Çocuklarımızın adaptasyon süreçlerinde dikkat edilmesi gereken bizimde önemli gördüğümüz bazı hususlar vardır. Ebeveyn olarak öncelikle çocuklarımıza ‘Neler yaptın, okul nasıl geçti?’ sorusunu sormamalıyız. Bu soru aslında bir yetişkine kendisini değerli hissettirir. Ancak çocuklarda durum değişir. Şöyle ki:

Çocuklar kendileri için önem olan şeyleri (olumlu olumsuz fark etmeksiniz) gelip zaten bir şekilde anlatacaktır. Anne baba olarak onların paylaşmaya ihtiyaç duyduğu vakti beklemeliyiz. Aksi durumlarda çocuk okulda kendisini gerçekleştiremediği zamanda yani utandıysa, çekindiyse, sıkıldıysa bunu anlatmaktan, özellikle sorulduğu zaman durumu açıklamaktan rahatsızlık duyacaktır.

Anneler her zaman çocukların anlattığı şeylerden daha fazlasını bilmek isterler. Fakat fazlasını sorgulamamak çocuğun kendini gerçekleştiremediği zamanlarda önüne geçemediği bazı olumsuz durumların duyulmasını istemeyecektir. Bu durumda yalan söyleyebilirler. İstemsizce bizde onların yalan söylemelerine sebep olabiliriz. Bu yüzden en azından adaptasyon sürecinde köşeye sıkıştıracak sorulardan kaçınmalıyız” dedi.

‘SERBEST YETİŞTİRİLMİŞ ÇOCUKLAR

UYUM SÜRECİNDE DAHA ÇOK ZORLANIYOR’

Evde ki kurallara uyan ve sorumluluk bilinci kazanmış çocukların uyum sürecinde problem yaşamadığını aktaran Psikolog Hızlı okur, “Çocuklar için sınır ya da kural güvendir. Hiçbir sınırı ve hiçbir kuralı olmayan bir evde çocuk boşluktadır. Salonda televizyon izlenir, mutfakta yemek yenir, yatak odasında uyunur… şeklinde evin odalarındaki bazı kuralları, özellikleri bilen çocuk daha güvende ve huzurludur. Nerede ne yapacağını bildiği için başıboş davranmaz. Aile ortamı yani anne, baba ve çocuk ilişkisi, okula uyum sürecinde en önemli basamaklardan bir tanesidir. Evde anne babasıyla ilişkisi iyi olan, evin kurallarını, sınırları bilen, evde sorumluluk alabilen çocukların okula uyum süreçlerinde herhangi bir problem çıkardığına pek rastlanılmamıştır. Genellikle anne ve babasıyla ilişkisini iletişimini tam olarak kuramamış, sağlayamamış, evde ki kurallara uymayan serbest yetiştirilmiş çocuklar daha çok problem yaşıyorlar” şeklinde konuştu.

‘ÖDÜL CEZA YÖNTEMİ

ASLA UYGULANMAMALIDIR’

Kaygılanan ve korku hissine kapılmış çocukların nasıl motive edilmesi gerektiğini dile getiren Aysun Okur, “Anne babalar tarafından çocukların vermiş olduğu tepkiler normalleştirilmelidir. Mesela, biliyor musun ben de senin gibi birinci sınıfta korkmuştum, ben de senin gibi ağlamıştım ama arkadaşların çok tatlı onlarla görüşebilirsin, konuşabilirsin, güzel vakit geçirebilirsin, öğretmeninle duygularını paylaşabilirsin… şeklinde motive edici cümlelerle çocukların uyum süreçlerini kolaylaştırabiliriz.

Kesinlikle ödül ceza yöntemini bu süreçte uygulamamalıyız. Hatta bir çocuğun eğitim sürecinde hiçbir şekilde ödül ceza yöntemini kullanmamalıyız. Çocuk bir şey yaptığında ödül almak için ya da ceza almamak için yapmamalı” ifadelerini kullandı.

‘AĞLAYAN ÇOCUKLAR KESİNLİKLE

OKULDA BIRAKILMAMALIDIR’

Çocukların okula başlayacağı ilk hafta uzun vedalaşmaların kesinlikle yapılmaması gerektiğinin altını çizen Okur, “Anne ve babalar kapılarda uzun uzun vedalaşmamalı, beklememeli, defalarca çocuğu öpüp ağlama moduna geçmemelidir. Maksimum üç hafta içerisinde çocuk okula uyum sağlayamıyorsa adapte olamıyorsa ve hala gitmek istemiyorsa o zaman uzman bir görüşten yardım alınması gerekiyor.

Öte yandan ağlayan çocuklar kesinlikle ağlarken okulda bırakılmamalıdır. Zira çocuk orada kaldığında sınıf düzenini bozacak, diğer arkadaşlarımı da etkileyecektir.

Çocuğun sıkıntı çıkarmaması adına ebeveynin çocuğa, ‘Okul nedir, okulda neler yapılır, okula niçin gidilir?’ bilgisini vermesi gerekiyor. Okulun kötü bir yer olmadığını aslında güzel bir yer olduğunu dürüst bir şekilde çok fazla süslemeden anlatılması gerekir.

Çocuğu park gidiyoruz diye iğne vurdurmaya götürmek çocuk ve anne baba arasındaki güven ilişkisini zedeler. Okula giderken de aynı şekilde; ‘Okul çok güzel bir yer, orada çok eğleneceksin, çok güzel oyunlar oynayacaksın…’ gibi söylemlerin kesinlikle söylenmemesi gerekir. Daha gerçekçi yaklaşmak gerekir. Yaşıtlarınla birlikte okuma yazma öğreneceksin. Orası güzel vakit geçirebileceğin bir yer. Ders çalışırken eğlenebileceğin, sana farklı şeyler katacak bir yer… şeklinde motivasyon konuşmaları yapılabilir. Ancak asla yalan söylenmemeli, gereksiz abartmalara yer verilmemelidir” diye konuştu.

‘ÇOCUĞUN OKULU VE ÖĞRETMENİ

İLE ARASINDAKİ BAĞI AİLEDEN GEÇER’

Sağlıklı bir gelişim süreci için çeşitli tavsiyelerde bulunan psikolog Okur şöyle konuştu: “İlkokul vaktine kadar çocuğun eğitim süreci normal bir şekilde ilerlediyse, herhangi bir engel durumu yoksa, çocuk zaten okula adaptasyon sürecinde problem yaşamıyor. Mesela geç konuşmaya başlayan bir çocuk kelimeleri doğru ifade edemiyorsa bu onun uyum sürecini zorlaştıracaktır. Bu aşamada yapılması gereken şey çocukla alakalı problem neyse bir ebeveyn olarak bunu tespit etmek ve gerekli desteği ve gerekli yönlendirmeyi almaktır. Bu yüzden anne babaların çocuklarını çok iyi gözlemlemesi gerekmektedir.

Ayrıca çocuklarla sağlıklı bir iletişim kurmanın en önemli adımlarından biri onların duygularını anlamak ve aynı zamanda kendi duygularımızı onların anlamasını sağlamaktır.

Özellikle dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise ebeveynin öğretmen veya okulla alakalı olumsuz herhangi bir yorum yapmamasıdır. Çünkü çocuğun okulu ve öğretmeni ile arasındaki bağı aileden geçer.” Foto-Haber: Sümeyye ÇALIŞKAN

 

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL