banner
Köşe yazıları

MONOLOGLARDAN İÇ KONUŞMALARA

Ünlü sosyal bilişsel kuramcı Vygotsky, çocukluğunda çok fazla monolog( kendi kendine konuşma) yapanların büyüdüklerinde iyi konuşmacılar olabileceklerini, hitabet yeteneklerinin gelişeceğini söylemiştir. Çocukların rastgele anlamsız konuşmalar yapmadıklarını, oynadıkları oyunlar, yaptıkları işler..

MONOLOGLARDAN İÇ KONUŞMALARA
banner

Ünlü sosyal bilişsel kuramcı Vygotsky, çocukluğunda çok fazla monolog( kendi kendine konuşma) yapanların büyüdüklerinde iyi konuşmacılar olabileceklerini, hitabet yeteneklerinin gelişeceğini söylemiştir. Çocukların rastgele anlamsız konuşmalar yapmadıklarını, oynadıkları oyunlar, yaptıkları işler üzerine amaçlı konuşmalar yaptıklarını gözlemlemiş ve bu konuşmaları ilerleyen yaşlarda içsel konuşma olarak devam ettirdiklerini ifade etmiştir.

***

Yolda yürüdüğüm bazı zamanlar, kendi kendime konuşurken konuşmalarımın farkında olmadan sesli hâle geldiğini fark ediyorum. Düşüncelerin şiddeti ve kelimelerin sayısı arttıkça iç ses görevini dış sese bırakıyor. Bu durumun çocukluğumuzdan kalan bir miras olduğunu düşünüyorum. Çok fazla içsel konuşma yorucu ve yıpratıcı olsa da iç konuşmalar yapmak ve bu konuşmaların yaratıcılığından faydalanmak önemli. Zira kendi kendine konuşmayanın kendiyle sohbeti olması da pek olası değil. Kendiyle sohbet hâlinde olamayan insanın, en büyük uzağı kendi oluyor.

***

Olumlu ve olumsuz yaşantılarımızın, hislerimizin, düşünce yapılarımızın üzerimizdeki etkisini anlamak ancak kendimizle olan sohbetimizin kalitesiyle sağlanabilir. İç konuşmalarımız bazen sağlıksız ve işlevsiz yönlendirmelerde bulunup suçlayıcı ve hak etmediğimiz kadar eleştirel olabilir. Hatta olumsuz tarafı çoğu zaman daha ağır basar. Bu konuşmaları bastırmak yerine bizi bu konuşmalara iten yaşantı ve düşünce kalıplarına ulaşabilmek gerek.

***

Ancak duygularını, kusurlarını ve yaşantılarını kabul edebilen insan bu konuşmaları değiştirebilir. Bu iş tabii ki sandığımız kadar kolay değil…

İnsan kendinin en yakın şahidi olsa da bazen en çok kendine yabancılaşır. Fotoğrafı yakınlaştırınca netliğin ilk önce artıp yakınlık daha da arttıkça netliğin azalması gibi kendimizle olan özdeşliğimiz de bizi yanıltabilir. Davranışlarımıza objektif bakmak oldukça zordur. Kendimize karşı aşırı savunmacı ya da aşırı eleştirel tutumlar geliştirmiş olabiliriz. Kendimizde böyle bir tutum fark ettiğimizde bu tutumlara eşlik eden iç konuşmalara kulak vermekte fayda var. Tabii böyle bir değişim istiyorsak.

***

Çocukluğumuzda yaratıcılıkta sınır tanımayan monologlar yaş aldıkça ve dünyaya alıştıkça sesini kısıp ne kadar da kısırlaşıyor, kaygılandırıyor ve suçluyor değil mi? Belki de ilk çocukluğun yaratıcı monologlarındaki cesareti hatırlamamız gerek. Ne dersiniz?

Sevda ALTINKAYA

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner


ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL


flf motor enerji bilişim ltd. şti. web yazılım tasarım ucuz çelik ev prefabrik site fiyat konteyner bungalov tiny house program web sayfası