Gündem

MUTLULUĞU ARARKEN

“Mutluluğu artık adıyla anmıyorsan, o zaman olup bitenlerin akışına dayanamaz yüreğin ve ruhun erişir huzura…” Herman Hesse Mutluluk aranan bir şey midir ya da aranınca bulunan bir şey mi? Neye..

MUTLULUĞU ARARKEN
banner

“Mutluluğu artık adıyla anmıyorsan,
o zaman olup bitenlerin akışına
dayanamaz yüreğin ve ruhun erişir huzura…”

Herman Hesse

Mutluluk aranan bir şey midir ya da aranınca bulunan bir şey mi? Neye benzer ki, elleri var mıdır, yanına oturduğumuzda gül kokusu gelir mi burnumuza? Sakin midir mesela ya da coşkulu mudur? İlkbahar rüzgârı gibi yüzümüze mi değer yoksa dingin bir deniz kıyısı gibi ruhumuzu mu dinlendirir?

Ararız işte mutluluğu, kendimizi mutsuz edecek bir ton sebebi bir araya getirip sonra kendi elimizle bir şeyleri bitirip çürütürken bile ararız. Ama bu mutluluk niye uğramıyor bize? Şartlara mı bağlı? Eğer öyleyse ve şartlarımız uymuyorsa oluşturalım o şartları. Bir yerlerden belge filan alınacaksa alalım. Varsa okumamız gereken bir kitap, okuruz ne olmuş sanki? Tamam da denedim olmuyor, ne yapacağım? Yanlış giden bir şeyler var gibi. Hem bazı şartlar da biz istedik diye değişmiyor ki. Gücümüzün yettiği var, yetmediği var.

Mutluluk, pek çok şeyi kaybettiğimiz ya da dibi gördüğümüzü hissettiğimiz bir anda gelip omzumuza konmaz. Mümkün mü böyle bir şey? Acı çekmemiz gerekiyorsa acı çekecek, yas tutmamız gerekiyorsa yas tutacağız. Hayatın içindeki acıyı ve mutsuzluğu elimize bir iğne iplik alıp dikemeyiz. Hüzün hep bir parçamız olarak bize eşlik eder. Ölümden, yenilgiden, yalnızlıktan ya da yokluktan kaçıp kurtulamayız. Hiçbir kaybı, acıyı yok sayamayız. Yaşanması gereken acı yaşanması gereken yerde ve zamanda yaşanırsa geçmiş, daha az yük olur kalbimize. Yaşanmadan kalbin tozlu raflarına kaldırılan hüzün ise yok olmaz, tam tersine yer bitirir bizi.

Mutlu olmak için hep bir şeylerin değişmesini bekleyen ama kendini değiştirmek adına hiçbir çabası olmayan biri için maalesef bütün arayışların sonu hayal kırıklığıdır. Diyelim ki sevdiklerine bin türlü zorluk, sıkıntı, acı veren biri var. Bu kişi köşesine çekilip yalnızlığına sitem ederken kırdığı, döktüğü parçaları düşünemiyorsa kimsenin onun için yapacağı bir şey kalmamıştır. Aynı şekilde mutluluğu şartlara bağlayıp sonra o şartları hayatına kattıktan sonra bu defa başka şartlar için hayıflanan biri de hayat boyu mutlu olamaz. Hep bir şeyleri bekler çünkü, beklediği gelince de bulduğuna burun kıvırır. Elinde bulunan iki parça kumaş, bir kırık makas ve tek renk iple bir elbise diker kimi; kimi de kumaşların kalitesine, makasın kırık yerine, ipin tek renk oluşuna sitem eder. Evet, belli temel şartlar olmadan mutlu olmak çok zordur fakat üstümüze bir elbise dikmek için dünyanın en kaliteli kumaşının ve uygun renkteki iplerinin elimize geçmesini beklersek mutluluk aynasına her baktığımızda kendimizi çıplak olarak görürüz.

Mutluluk aranan değil, inşa edilen bir şeydir ve uğruna hiçbir zahmete girmeden, acı çekmeden, bir şeyleri kaybetmeden bulunan mutluluk gözle görülüp kalple anlaşılmaz; tüy gibi uçar gider elimizden. Aynı şekilde mutluluğun olduğu nihai bir yer yoktur. Tamam işte burası mutluluktur diyemeyiz. Keşiflerimiz, çabamız ve yaşama kattıklarımız içinde mutluluk gelip omzumuza konuverir. Gitmesi gerekince de kalkar. Bunu ancak akışın içindeki biri fark edebilir. Diğerleri için hep aynı süreçler ve aynı son vardır.

Hayatın, insanın, güzelliğin kıymetini bilmeyen biri için mutluluk diye bir şey yoktur. Çünkü dünyevi arzularından başka hiçbir şeye kıymet biçmeyen, bir ben miyim elalemin enayisi, doğruluk bana mı kaldı, banane milletin derdinden diyenin yaşam anlamı daralır. Daralan bir anlam içinde insanın bulup bulabileceği tek şey şikayet ve tahammülsüzlüktür. İnsanlık sevgisini kazanamamış; azla yetinmeyi, olmayana vermeyi, gülmeyeni güldürmeyi, yorulmuşa tebessüm etmeyi bilmeyen için mutluluk; yazılmayı bekleyen boş bir kağıttır. Hiç yazılmadan tozlanır, eskir, en sonunda buruşturulup bir çöp kutusuna ya da bir yol kenarına bırakılır.

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL