Köşe yazıları

MUTLULUK ENDÜSTRİSİ ÜZERİNE

Mutluluğun formülünü arıyoruz yıllardır. Ve bu sorunun yanıtı olarak birbirinden farklı cevaplar veriliyor yıllardır. Kimileri, fırında pişmekte olan sıcak simit ve poğaça kokusuyla tanımlıyor mutluluğu. Kimileri iyi bir eş, iyi..

MUTLULUK ENDÜSTRİSİ ÜZERİNE
banner

Mutluluğun formülünü arıyoruz yıllardır.

Ve bu sorunun yanıtı olarak birbirinden farklı cevaplar veriliyor yıllardır.

Kimileri, fırında pişmekte olan sıcak simit ve poğaça kokusuyla tanımlıyor mutluluğu. Kimileri iyi bir eş, iyi bir işle. Kimileri aşkla sevgiyle, kimileri sağlık, huzur, mücadele, aile gibi kavramlarla açıklıyor mutluluğu.

Doğu’nun insanı farklı şekilde tanımlıyor, Batı’nın insanı ise bambaşka. Ama hepsi içinde bulunduğu kültürden yola çıkarak, ihtiyaçlarından ve eksikliklerinden dem vurarak arıyor mutluluğu.

Öte yandan kişisel gelişimciler, yaşam koçları ve psikologlar yıllardır tavsiyelerde bulunuyor mutlu olmak üzerine.

Yığınlarca mutlu olma yolu var literatürümüzde…

Fakat son yıllarda mutluluğa atfedilen anlamlar sahip olunan eşyalarla tanımlanmaya başladığından mutluluğa bakış açısı da TEK DÜZE olmaya başladı.

Sebebi ne ola ki? diye düşünmeden edemedim sayın okur.

****

Psikologlar, minimalizmi benimseyin diyorlar, bedeninize iyi bakın, evde kendi yemeğinizi pişirin, günlük tutun, kredi kartı kullanmayın diyorlar. Hareket etmeye üşenmeyin, doğaya ve yeşile dönün, kendinize bir amaç edinin. Televizyonu kapatın, popüler kültüre ve başkaları dinliyor diye sevmediğiniz müziklere maruz kalmayın diyorlar…

Şu son üç şey benim bir hayli dikkatimi çekti sayın okur: TV izlememek, popüler kültürden uzak durmak, herkesin yaptığı şeyi yapma zorunluluğu hissetmemek

Sanırım biz bu tavsiyelere pek fazla kulak asmadık.

Ve sanırım bize sunulan sanal dünyanın büyüsüne çok fazla kaptırdık kendimizi.

TV dizilerinde, filmlerde ve reklamlarda gösterildiği şekilde mutlu olmayı benimsedik.

Paraya, mala, mülke ne kadar fazla sahip olursak o kadar mutlu olacağımızı düşünmeye başladık.

Bize bu verildi. Her gün, her an, her dakika. Dizilerde, filmlerde, reklamlarda, sosyal mecralarda…

****

Peki, mutluluğu kullanarak reklamı yapılan ürünlerin markaları MUTLULUĞU gerçekten bu kadar önemsiyor mu sizce sayın okur?

Yoksa önemsediği başka bir şey mi var?

Ticari kaygı güdenler, duygularımızı da, düşünce dünyamızda kıymet verdiklerimizi de tüketmekte bir beis görmüyorlar.

Mutluluk kelimesine asırlardır çeşitli anlamlar atfediliyor.

Fakat mutluluğun anlamı hiç bu kadar ticari bir amaca dönüşmemişti bunca yıldır.

Makine çarklarının bir an olsun durmasını istemeyenler büyük şirketler, insanların nemalanacağı, şüphesiz büyüsüne kapılacağı birtakım yan anlamlar ürettiler.

Nostaljik eşyaları satmak istediklerinde geçmişe götürür mutlu eder dediler, güzel olmak her kadının hakkı, güzel görünün, güzel bir görünüm insanı mutlu eder, özgüven sağlar dediler.

Mutluluğa giden bir yol olarak adlandırılan evliliğin gerçekleşmesi için teklif sunarken pırlantasız olmaz dediler. Kişiler arasındaki masumane duyguların başyapıtı olan müesseseye ZEN’siz olmaz dediler, dediler ve dediler.

Bilmiyorum, fark ettiniz mi? Bugünlerde ne erkekler ne de kadınlar pırlantasız bir evlilik teklifi düşünemiyor…

Bu da bizim, bize söylenilen her şeyi benimsediğimizin bir göstergesi.

Fark ettim ki bizler sürekli mutlu olmak üzerine koşullanıyoruz.

Bilmem farkında mısınız ama marka eşyalar, altın kaplamalı yiyecekler, gösterişli kıyafetler kullanarak mutlu olabiliriz diye şartlanıyoruz.

Ünlü bir içecek markasının zihnimize kazıdığı reklam sloganı ‘MUTLULUĞA KAPAK AÇ’ çağrıştırılan anlam ise MUTLU ANINI BENİMLE TAÇLANDIR.

Bir dondurma reklamının sloganı ‘MUTLULUĞU PAYLAŞ’ çağrıştırılan anlam ise BU MARKANIN DONDURMASINI TÜKETMEK MUTLULUK VERİR, MUTLULUK PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALDIĞI İÇİN DONDURMANI PAYLAŞ, MUTLULUĞU PAYLAŞMIŞ OL.

Başka bir yiyecek reklamında ise ‘MUTLULUK DENİNCE AKLA HEMEN ONUN ADI GELİR’ çağrıştırılan anlam ise…

Sözü fazla uzattık sayın okur.

Velhasıl, yığınlarca mutluluk formülü üzerine başka bir bakış açısı getirdi reklamlar bize.

Reklamlar bir eşyaya sahip olarak, onu kullanarak mutlu olabileceğimiz fikrini yerleştirdi zihnimize…

Duygularınızın ticari çıkarlara hizmet etmesini isteyenlere paye vermemeniz dileğiyle…

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL