Gündem

Şeyh Gaznevî ve Bedir Muhtâr’a dair…

Biliyorsunuz yakın zamana kadar Bedir Muhtâr hazretlerinin biyografisi ile ilgili elimizde bilgi yoktu. Allah nasip etti, evvela tam ismini sonra ismi sebebiyle de 3 eserini bulduk. Bu 3 eserden hazretin..

Şeyh Gaznevî ve Bedir Muhtâr’a dair…
banner

Biliyorsunuz yakın zamana kadar Bedir Muhtâr hazretlerinin biyografisi ile ilgili elimizde bilgi yoktu. Allah nasip etti, evvela tam ismini sonra ismi sebebiyle de 3 eserini bulduk. Bu 3 eserden hazretin nerde doğduğunu, hocalarının kimler olduğunu, nerelerde bulunduğunu öğrendik ve biyografisini çıkardık, hemşerilerimiz bu büyük âlimi hemen öğrensinler diye de makale yazmak yerine köşe yazımızda paylaştık. Konuyla ilgili geçen seneki Aksaray Sempozyumu’nda da bildiri sunmuş, araştırmamızı ilim camiasına da duyurmuştuk. Bu araştırmamızda Şeyh Gaznevî’den bahsetmiştik ancak şimdi özel olarak kendisinden bahsedelim.

İbrahim Hakkı Konyalı, Aksaray Tarihi adlı eserinde, Aksaray halkı tarafından Bedir Muhtâr’ı Taşpazar’da medfûn olan Şeyh Gaznevî’nin doğudan getirdiğinin rivâyet edildiğini belirtmektedir. Bu rivâyete göre Şeyh Gaznevî, Bedir Muhtâr’dan önce Aksaray’dadır.

Bedir Muhtâr’ın Aksaray’da ilişki kurduğu şeyh ise, hadis dersi aldığı hocası Ebi’l-Me‘âlî Abdülmün‘im bin Abdullah bin Muhammed bin el-Fadl el-Ferâvî’dir. Evvela Şeyh Gaznevî ile Ebi’l-Me‘âlî Abdülmün‘im bin Abdullah bin Muhammed bin el-Fadl el-Ferâvî aynı kişi olabilir mi diye düşündüm ve künyelerine baktığımda bunun mümkün olabileceğini gördüm. Çünkü Ferâve, Gazneli hâkimiyetindeki Horasan beldelerindendir. Bu sebeple Ebi’l-Me‘âlî Abdülmün‘im el-Ferâvî’ye, Gazneliler’den Anadolu Selçuklular’a geldiği için kendi zamanında Şeyh Ebi’l-Me‘âlî Abdülmün‘im el-Gaznevî de denmiş olabilir. Daha sonra ise Şeyh Gaznevî olarak toplum hafızasında kalmış olmalıdır.

Fatih, II. Bâyezid, Kanûnî ve III. Murad dönemi kayıtlarında Aksaray’da Zaviye-i Aliyy-i Gaznevî adlı bir zaviye olduğu görülmektedir. Ancak buradaki Alî, isim olmayıp sıfat olmalıdır. Yani kullanılan ifade “Şeyh Aliyyü’l-Gaznevî’nin Zaviyesi” anlamında değil; “Gaznevî’nin Yüce Zaviyesi” anlamında ya da Şeyh Gaznevî’nin büyük bir âlim olduğuna vurgu yaparak “Gazneli Büyük Şeyh’in Zaviyesi” anlamında söylenmiş olmalıdır.

Zaviye, genelde bir şeyh ile dervişlerinin yaşadığı küçük kapsamlı tekkeler için kullanılmıştır.  Bu durumda Şeyh Gaznevî’nin yani muhaddis Şeyh el-Ferâvî’nin müderrisliğinin ve kadılığının yanında tasavvuf ile de ilgilendiğini, yani Bedir Muhtâr’ın Şeyh el-Ferâvî’nin tasavvûf halkasında da bulunduğunu söyleyebiliriz. Şeyh Gaznevî’nin ailesinin de âlimler zümresinden olduğu açıktır. Çünkü Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’nda, Ebi’l-Me‘âlî Abdülmün‘im bin Abdullah bin Muhammed bin el-Fadl el-Ferâvî’nin dedesi, Ebu Abdullah Muhammed bin el-Fadl el-Ferâvî’nin 2 eseri olduğu görülmektedir.

1)El-Cüzâ’i fihi erbaatu mecalis min Emali, Köprülü Yazma Eser Kütüphanesi, Fazıl Ahmed Paşa Koleksiyonu, 34 Fa 252/1

2)El-Meclisü’s-sadis ve’l-hamsun bade’t-tisâ’a mie min Emali, Köprülü Yazma Eser Kütüphanesi, Fazıl Ahmed Paşa Koleksiyonu, 34 Fa 252/10

Bedir Muhtâr, Aksaray’a gelince Şeyh Gaznevî’den hadis dersi almış; hocasının vefatı sonrasında ise hocasının medresesinde müderrisliği ve kadılığı devralmıştır. Bir medresede kadılık görevi varsa, o medrese bir fıkıh medresesi demektir.

Bedir Muhtâr hazretleri, dönemin tarihçisi Niğdeli Kadı Ahmed’e göre bir müceddittir. Müceddit, müçtehit seviyesinde büyük din âlimlerine verilen isimdir. Bedir Muhtâr hazretleri, el-Hanefî nisbesiyle de vurgulandığına göre, kendisi Hanefî mezhebinden olan büyük bir fıkıh âlimidir. Bu durumda da onun medresesi bir Hanefî fıkıh medresesidir. Bu medresedeki görevini hocası Şeyh Gaznevî’den devraldığına göre, Şeyh Gaznevî’de bir Hanefî fıkıh âlimidir demektir. Vaktiyle burada zaviyesi, türbesi olan bu mübarek zât, ne yazık ki bir apartmanın altında ziyaret edilmektedir.

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL