Köşe yazıları

ŞİFA YARANIN KENDİSİDİR…

Neden sayın okur? Siz biliyor musunuz sebebini? Niçin insan en derin yaralarını hep en sevdiklerinden alır? Niçin sevdiklerimiz bizleri anlamak için çaba sarf etmez ve niçin korumak yerine korunmaya muhtaç..

ŞİFA YARANIN KENDİSİDİR…
banner

Neden sayın okur?

Siz biliyor musunuz sebebini?

Niçin insan en derin yaralarını hep en sevdiklerinden alır?

Niçin sevdiklerimiz bizleri anlamak için çaba sarf etmez ve niçin korumak yerine korunmaya muhtaç hale getirirler?

Niçin sizin bugünkü halinizi sevip yarın değiştirmeye çalışırlar?

Gerçek sevgi sizi tanıdıkça mı gelir? Sizi değiştirdikçe mi?

Niçin, insana hayatın zorluklarını en sevdiği kişi yaşatarak öğretir?

Niçin, niçin ve ne için?

Evet, maalesef yara almamayı mümkün kılamıyoruz.

Fakat bizi kimin yaralayabileceğine karar verebiliyoruz.

İnsan hayatına aldığı kişilerce mutlak surette üzülecektir.

***

Üzülmemek için kimseyi yaşamımıza dahil etmemek ne mümkün.

Yalnızlık koridorlarının tam ortasına bırakıp kendimizi, duvarsız yaşamak ne mümkün.

Hüznün kendisi çalmasın kapımızı diye kimsesiz kalmak ne mümkün.

Zira her seçenek bir hüzün.

Her kapı bir duvar.

Her koridor dipsiz bir kuyu.

***

Yaşam hep mi ağır gelir insana.

Onu sinesinde hafifletecek kimse yok mudur?

Ailesinden, dostlarından yahut sevdiği bir kimseden yara almamış var mıdır?

Yoktur elbette…

***

Her şey tamam da yokluğu konuşmaya mı geldik buraya?

Yokluğun içinde yahut yanında yöresinde damarlarımızı besleyecek bir ilaç yok mudur?

***

Acının olgunlaştırıcı bir tarafı yok değildir, kıymetini bilene.

Sevmenin karşılığı da yarayı iyileştirecek merhemdir, sevmeyi bilene.

Onun içindir ki nasıl yara almam değil, yaralarımı nasıl iyileştirebilirim diye düşünmeli yaralanan.

Ve her şeye rağmen nasıl iyi edebilirim diye düşünmeli yaralayan.

***

Hep şöyle bakmışımdır yaşanan elim hadiselere sayın okur:

– Madem ki yara aldım ve almamak mümkün değildi, öyleyse bu yaradan nasıl bir merhem yapacağım kendime?

– Madem ki yaraladım ve yaralamamak mümkün değildi, öyleyse bu yaradan nasıl bir merhem yapacağım kıymet verdiğime?

***

Dün kendi yarasını sarmak için merhemini hazırlayan, bugün yaraladığı kişi için çabalar şifa aramaya.

Zira insan önce kendinde öğrenir her şeyi. Yarayı da, yaralanmayı da yaralamayı da…

Ve ardından tatbik eder başkasına.

Kişi kendinde tatmazsa nereden bilir kıymetini, gider gelir alaya alır yaralının yarasını.

O yüzden demiyor mu ‘Yarayla alay eder yaralanmamış olan’ diye Shakespeare.

***

Her yaralayan kendi yarasından yola çıkıp şifa aramaya çıksa yola, hiçbir şey bulamasa da çabası yeter yaralanana.

Yüce ve güzel amaçlar uğruna gayret hem kişinin kendisini hem de etrafını iyi eder zamanla.

Kul gayret eder.

Çabası sonucunu elde eder…

KÖŞE YAZISI: SÜMEYYE ÇALIŞKAN

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL