Özel

Z kuşağı hangi dili konuşuyor?

TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI, SİBERKONDRİ, FACEBOOK DEPRESYONU, FOMO, HAYALİ TİTREŞİM SENDROMU GİBİ PEK ÇOK TEKNOLOJİK RAHATSIZLIKLAR GÜN GEÇTİKÇE ARTARAK ÇEŞİTLENİYOR. ‘Diss atmak, stalklamak, teaser izlemek, captionlamak, random atmak, DM’den yürümek, emoji kullanmak’..

Z kuşağı hangi dili konuşuyor?
banner

TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI, SİBERKONDRİ, FACEBOOK DEPRESYONU, FOMO, HAYALİ TİTREŞİM SENDROMU GİBİ PEK ÇOK TEKNOLOJİK RAHATSIZLIKLAR GÜN GEÇTİKÇE ARTARAK ÇEŞİTLENİYOR.

‘Diss atmak, stalklamak, teaser izlemek, captionlamak, random atmak, DM’den yürümek, emoji kullanmak’ gibi kavramlar sanal dünyanın gündelik hayatın içine sığdırdığı kelimelerden bazıları…

Yeni bir dil olarak ifade edilen sanal alem dili, pek çok kişi tarafından yaygın bir şekilde kullanılıyor. Uzmanlar ise son dönemlerde aile içi iletişiminin sağlanamamasının sebebi olarak sanal alem dilini gösteriyor. Sanal alem dili en çok ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişimi olumsuz etkiliyor.

Bir medya okuryazarı olarak konuyu değerlendiren Aksaray Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa İşliyen, sanal alem dilini kullanan ve kullanmayan kişiler arasındaki iletişim problemine dikkat çekti. Konu üzerinde çeşitli önerilerde bulunan İşliyen, “İletişim hiçbir zaman tek yönlü değildir. Aile içi iletişimde sağlıklı bir ilişki kurmak için hem ebeveynin hem çocuğun adımlar atması gerekir” dedi.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hem dilde hem de jest ve mimiklerde belirgin değişikliklerin ortaya çıktığını dile getiren Doç. Dr. İşliyen, özellikle sosyal medyada yaygın olarak kullanılmaya başlanan sembol ve yazım şeklinin; günlük hayattaki konuşma ve beden diline yansıdığını kaydetti.

‘SOSYAL MEDYA KULLANIMI KONTROL ALTINA ALINMALI’

Sosyal medyayı yoğun şekilde kullanan ve kullanmayan kişiler arasında bir iletişim kopukluğunun bulunduğunu ancak bu sorunun çözülebilir olduğunu belirten İşliyen, şöyle konuştu: “Son yıllarda yeni teknolojilerin kullanımı yaygınlaştıkça yeni bir iletişim dili ortaya çıkmaya başladı. Özellikle sanal sosyal alanlarda kullanılan sanal alem dili kullanıcılarını büyük oranda etkiliyor. Hele ki internetin içine doğan z kuşağının henüz ana dilini öğrenmeden sanal dünya diline aşina olmaya başladığını düşünürsek, bu dili en çok onların kullanmasını yadırgayamayız. Küçük yaşta kontrolsüz ve limitsiz bir sosyal medya kullanımı, çocuğun dünyayı algılama şeklini, dilini ve tepkilerini doğrudan etkilemektedir. O halde sağlıklı bir iletişim için ebeveynlerin öncelikle yapması gereken şey çocukların sosyal medya kullanımını kontrol altına almak ve bilinçli kullanmaya teşvik etmektir.”

Sosyal medya platformlarının farklı bir dili olduğunu söyleyen İşliyen, “Sosyal medyayı yeni kullanmaya başlayan bir insanın da oranın diline hakim olması orada zaman geçirerek çeşitli deneyimler yaşayarak mümkün olur. Mesela Instagram’da, DM’den yürümek diye bir şey var. Ben bunun ne olduğunu tam olarak anlayamıyorum. Çünkü böyle bir şey hiç deneyimlemedim. Biz dili öğrenirken hem gözlem yapıyoruz hem o yaptığımız gözlemlerle birlikte kavramda; olayları ve durumları örtüştürüyoruz. Dili konuşarak, duyarak öğreniyoruz. Yazarak öğrenmiyoruz ama sosyal medya dilini yazarak öğrenmeye başlıyoruz. Bir çocuk düşünün. Bir şeyin sıcak olduğunu duyuyor, sıcağa tepkisinin ne olması gerektiğini biliyor. Ama bunu sıcak gerçekten elini yaktığında yani deneyimlediğinde anlayabiliyor. Duyarak, örtüştürerek, benzeştirerek, deneyimleyerek dili öğrenmeye başlıyor. Birçok duyu organıyla bir kavramı algılıyor. Ama sosyal medya yazılı bir şekilde ilerlediği için tam olarak neyin neye işaret ettiğini ancak sosyal medyada okuyan ve yazan biliyor. Ayrıca bu tür platformlara ait kavramlar sosyal medyanın dışında gerçek dünyada da kullanılmaya başladığında o dünyaya ait olmayan insanlar sosyal medyayı kullanmayanlar bunlara çok fazla yabancı kalıyorlar” şeklinde konuştu.

‘ÇOCUKLARIMIZLA YAN YANA YÜRÜMELİYİZ’

Yabancı dil bilmenin sosyal medyayı iyi okumada önemli rol oynadığını bildiren İşliyen durumu şöyle bir örnekle açıkladı: “Örneğin Z kuşağına çok uzak olmayan Y kuşağının bir temsilcisi olarak stalklamak kelimesini ilk duyduğumda bir anlam verememiştim. Fakat ‘stalk’ın İngilizce’de iz sürmek olduğunu bildiğim için sosyal medyadaki anlamını uygulamanın işlevini öğrenerek ve akıl yürüterek anlamlandırdım. Bir kişinin profiline girip ne zaman, nerede, ne paylaşım yaptığını, profiline bakıp inceleme yapmaya stalklamak deniyormuş. Birbirine yakın bir kuşak arasında da bazı anlaşmazlıklar olabiliyor. Hatta bazen aynı kuşaklar arasında da kuşak farkı oluyor. Bunları birer sıkıntı olarak görmemek gerekiyor. Çünkü çok hızlı bir şekilde gelişiyor ve değişiyoruz. Bu değişime ve gelişime karşı çıkmak bu sanal ortamlardan uzak olmak yalnızca diğerleriyle aramızdaki mesafe oluşturacaktır. Bir ebeveyn olarak bizler de bu gelişmeleri takip edip çocuklarımızla yan yana yürümeliyiz.”

‘ONLARI BİR KALIBA SOKMAMALIYIZ’

Çocuklarla iyi bir iletişim kurmanın yolu olarak onları anlamak gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. İşliyen, ilk adım olarak onlara kendi potansiyellerini göstererek işe başlanabileceğini vurguladı.

İşliyen, “X ve Y kuşakları, Z kuşağının potansiyellerini onlara göstermeli ve onları iyi bir şekilde eğitmelidir.  Onları bir kalıba sokmak, onları toplumda yok saymak iletişimi güçsüzleştirecektir. Onlarla ortak bir dil oluşturabiliriz. Hayatın yalnızca sosyal medyadan var olmadığını anlatmalı ve oradaki örnekleri hayatlarına tatbik etmemeleri konusunda yardımcı olmalıyız. Biz onlara bu şekilde bir adım atıp yardımcı olduğumuzda onlar da bilinçlenecek ve bizlere doğru bir adım atacaktır. Dolayısıyla ortak noktada buluşulacak ve anlaşmanın yolu daha kolay sağlanacaktır. Gerekirse X ve Y kuşakları Z kuşağının konuştuğu dili öğrenmelidir. Çünkü onların içinde bulunduğu durumu bilmeden anlamadan onlara yardımcı olmak mümkün olmayacaktır” şeklinde konuştu. Foto-Haber: Sümeyye ÇALIŞKAN

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL