Köşe yazıları

ZİHNİMİZİ NASIL ÇÜRÜTÜYORUZ?

Söz uçtu, yazı mahiyetini yitirdi, teknolojik araçlar ise hayatımızın tam da merkezine konumlandı. Hafızamız ancak anahtar sözcükleri aklımızda tutmaya yetiyor. Çünkü hafızamızdan çok güvendiğimiz bir Google amcamız var artık. Ucu..

ZİHNİMİZİ NASIL ÇÜRÜTÜYORUZ?
banner

Söz uçtu, yazı mahiyetini yitirdi, teknolojik araçlar ise hayatımızın tam da merkezine konumlandı. Hafızamız ancak anahtar sözcükleri aklımızda tutmaya yetiyor. Çünkü hafızamızdan çok güvendiğimiz bir Google amcamız var artık.

Ucu bucağı görünmeyen bilgi deryası, dibi ve derinliği bilinmeyen bilgi kuyusu diyorum ben bu amcaya.

Ondan faydalanmaya başladığımız andan itibaren bir hülyaya kapılıyoruz sanki. Bir bilgiden başka bir bilgiye, bir diğerinden ötekine hızla geçiş yapıyoruz. Deyim yerindeyse sanal âlem dünyasında daldan dala atlıyoruz.

Ekrana yaptığımız birkaç hamleyle elimizde ve emrimizde olan birçok bilgi, saniyeler içinde karşımızda.

Bakıyorum da koskoca bir bilgi deryası, küçücük bir ekranın içinde, her daim yanımızda.

Bir şarkının adı aklımıza gelmedi mi? Kolayı var, zihnimizde tuttuğumuz birkaç anahtar sözcükle aratıp bulabiliriz o şarkıyı, sözlerini, yazarını hatta bestecisini…

Okuduğumuz kitabın yazarının ismini mi unuttuk, hemen O’na sorarız. Emin olmadığımız bir bilgi mi var elimizde, O’na sorup bilgiyi teyit edebiliriz.  O’nun verdiği bilginin yanlış olma ihtimali bile gelmez aklımıza.

O söyler bize. Bizler de koşulsuz şartsız kabul eder inanırız. Şüpheye düşmeyiz, düşsek bile yine onun önerdiği diğer kaynaklara başvururuz. Bize her zaman her bilgiyi aktarabileceğinden o kadar eminiz ki bu yüzden herhangi bir bilgiyi aklımızda tutmak için çaba bile sarf etmeyiz.

Öyle güveniriz ona… Öyle güveniriz ki! Kendi zihnimizde bir şey tutmaya, o bilgileri unutmamak için tekrarlamaya ihtiyaç duymaz hale geliriz. Fakat bu hafızamıza zarar veren kör bir güvenden başka bir şey değildir.

Bir de Google Amca ve ona benzeyen diğer mecralardan bilgileri kısa ve hızlı bir şekilde almaya çalışırız. Ama bu yaptığımız da aradığımız bilgiyi eksiltmek değil midir?

Eksik bilgi gerçek bilgi midir?

***

Peki, zihnimize ne oluyor bu arada? Sürekli teknolojinin sağladığı konforlu alanda olmak, onu nasıl etkiliyor sizce?

Biliriz ki işleyen demir pas tutmaz.

İşlemezse, kullanılmazsa, çalışmazsa; paslanmaz mı zihnimiz de? İşlevini kaybedip kapasitesini daraltmaz mı?

Kapasitemiz daraldıkça hafızamız ne kadar bilgiyi kabul edebilir?

Aklımızda anahtar kelimelerden başka bir şeyler tutmazsak, ilerleyen süreçte arama motoruna yazacak bir kavram kalır mı?

Zihnimiz anahtar birkaç kavramla daha ne kadar oyalanabilir?

Kullanılmaya kullanılmaya zihnimiz paslanıp çürümez mi?

***

Teknoloji hızının ve kolaylığının insan hayatında yadsınamaz bir faydası vardır şüphesiz. Fakat bir şeyin fazlasının zararı olduğu da su götürmez bir gerçektir.

Öyleyse bir şeyleri tüketme ve kullanma oranlarımızda dengeli olmak esas alınmalıdır.

Gelin; bizi, vasıflarımızı, kapasitemizi ve zihnimizi körleştirmeyecek biçimde, çağın teknolojisine ayak uyduralım. Bu demek değildir ki teknolojiyi kullanmayalım, ondan faydalanmayalım! Gerektiği zaman, gerektiği yerde, verdiği yararın da zararında farkında olarak kullanalım.

Hayatı anlamlı ve değerli kılan hafızamızda biriktirdiklerimizin ışığında yol almaktır. Var mısınız zihnimizin pasını silmeye… Sahip olacağımız tüm bilgileri hafızamızda tutmak için gayret etmeye…

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL