Köşe yazıları

BURASI DÜNYA, NE YERLİYİZ NE YABANCI

“Kaç sınırı vardır dünyanın, insanı insandan ayıran?”   Geçtiğimiz ağustos ayında bir yazım vardı, belki hatırlarsınız. “Burası dünya, herkes yerli herkes yabancı” demiştim. Lena ve Julien adlı Alman dostlarımın dünyayı..

BURASI DÜNYA, NE  YERLİYİZ NE YABANCI
banner

“Kaç sınırı vardır dünyanın, insanı insandan ayıran?”

 

Geçtiğimiz ağustos ayında bir yazım vardı, belki hatırlarsınız. “Burası dünya, herkes yerli herkes yabancı” demiştim. Lena ve Julien adlı Alman dostlarımın dünyayı keşfetme hikâyelerinde kesişen yollarımız üzerine yazmıştım. Aylar sonra muhtarımız Adem Öztaş abinin evinde benzer bir hikâyesi olan Mari ve Henning’le tanıştık. Geçtiğimiz mart ayında, Almanya Dortmund’dan bisikletleriyle yola çıkan dostlarımız Mari ve Henning, köyümüze geldiklerinde köy sakinleriyle karşılaşıyor. Köylüler, turistlerin geldiğini haberdar etmek için muhtarımız Adem abiyi arıyor. Köy camisinde kalmayı düşündüklerini ifade eden dostlarımıza burasının soğuk olduğunu söyleyen Adem abi kendilerini evinde misafir etmeyi teklif ediyor.

Akşam saatlerinde beni arıyor ve yine büyük bir merakla onların evine gidiyorum. Çay saatine denk geldiğim için biraz oturup sohbet ediyoruz, daha sonrasında yorulan dostlarımız kendileri için ayrılan odada dinleniyorlar ve sabah Adem abinin eşi Dilek yengenin hazırladığı kahvaltıdan sonra Kapadokya’yı merak ettiklerini, oraya gideceklerini ifade ediyorlar. Havaların iyiden iyice soğuduğunu düşünecek olursak yine zorlu ama güzel bir yolculuk onları bekliyor diyoruz. Sosyal medyadan kurduğumuz bağlantı sayesinde sağ salim Nevşehir’e vardıklarını öğreniyor ve mutlu oluyoruz.

Mari’yle iletişime geçtiğimde yolculuklarına dair merak ettiklerimi sorma şansı buldum. Yaşama ve yolculuklarına dair deneyim ve düşünceleri beni çok etkiledi. “Kocam ve ben Almanya’daki işimizden vazgeçtik, dairemizi kapattık, arabayı sattık ve bu geziye gidebilmek için çok para biriktirdik. Mart 2022’de dünyayı keşfetmek için bisikletlerimizle yola çıktık. Dünyayı turistler için yaratıldığı gibi değil, gerçekte olduğu gibi görmek istiyoruz. Ülkeleri, insanları ve diğer kültürleri tanımak istiyoruz. Dünyanın iyi olduğunu ve haberlerde sıklıkla gösterildiği kadar kötü olmadığını görmek istiyoruz. Türkiye bu gezideki 15. ülkemiz ve burada geçirdiğimiz zamandan gerçekten keyif alıyoruz.”

Dünyayı turistler için yaratıldığı gibi değil, gerçekte olduğu gibi görmek istediklerini bu şekilde ifade eden Mari, yardımlaşmaya ve insan olmaya dair de çok güzel şeyler gördüklerini ve öğrendiklerini ekliyor.

“Henning ve ben sık sık insanların her zaman sahip olmak istedikleri ama aynı zamanda giderek daha az paylaşmak istedikleri gerçeğinden bahsederiz. Bunun şişirilmiş beklentilerle çok ilgisi olduğunu düşünüyoruz. İnsanlar artık küçük şeylerden zevk alamıyor ve olumsuz şeylere çok fazla odaklanıyor. Örneğin, biz sınırları anlamıyoruz.

Hepimiz insanız, neden herkes istediği yere gidemiyor?” diyerek hayat felsefesinden bahseden Mari, “Yolcu olabilmenin, hayatı anlamak için başkalarını anlamak gerektiğinin, nefsimiz ve arzularımız yüzünden altında kaldığımız hayatın aslında üstünde daha güzel şeyler olduğunu, bu güzelliğin insanın özündeki merak ve sevgiyle olabileceğini” anlatıyor aslında bize.

Kabul edelim ki dünyayı keşfetmek ve başka kültürleri tanımak için işlerini bırakıp, evlerinden, arabalarından vazgeçmeleri çoğumuzun göze alamayacağı, büyük ve cesaret isteyen bir karar.

Bu kararın arkasında durup yaklaşık bir yıldır on beş ülke ve insanı keşfeden dostlarımız için yolculuk hâlâ devam ediyor. Tanımadıkları, dillerini ve yaşam tarzını bilmedikleri insanlara güvenip onların sofralarında oturuyor, evlerinde misafir oluyorlar, hepimizin kaybettiği güveni ve yaşam sevgisini onlarda buluyoruz. Yaşam sevgisi, yaşam tarzından, insan olmak kültürden, sevgi aynı dili konuşmaktan önce gelir diyoruz.

Dostlarımızın yolculukları hâlâ devam ediyor. İçinde güzellikleri ve zorlukları barındıran bir yol bu. Tüm bu yolculukları bitip tekrar ülkelerine döndüklerinde düşünce ve duygu dünyalarında her şey bambaşka olacak. Birkaç yıl içinde yaşadıkları bu eşsiz deneyim, onlara şu cümleleri kurduracak belki de, “Yolcu olmaktan vazgeçmediğin sürece yol devam ediyor.”

Hem yerli miyiz ki yabancı olalım?

Hiçbirimiz bu dünyanın yerlisi de yabancısı da değiliz, yalnızca misafir ve yolcuyuz, öyleyse misafir ve yolcu olmanın gerektiği gibi yaşamaya çalışmak gerek, tıpkı bu dostlarımızın yaptığı gibi.

Mari ve Henning! Deneyimlerinizi, düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız ve bize koşulsuz güvendiğiniz için Adem abi ve ailesi adına teşekkür ediyorum.

Dünyayı keşfetmek için çıktığınız bu yolculuğun geriye kalanında kendiniz gibi güzel insanlarla karşılaşmanızı ve hayatınız boyunca bu yolda olma hâlinizin daim olmasını diliyorum.

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL