Köşe yazıları

BÜYÜ BOZULDU ANCAK GERİ ÇAĞRILIYOR

Ne oldu da geleneksel yaşamdan kopup modern yaşama geçtik? diye bir soru takıldı mı aklınıza hiç. Kapitalizm, kapitalizm diye yakındığımız sistem nasıl oluştu? diye düşündük mü hiç. Aklımıza; büyülendiğimiz, büyünün..

BÜYÜ BOZULDU ANCAK GERİ ÇAĞRILIYOR
banner

Ne oldu da geleneksel yaşamdan kopup modern yaşama geçtik? diye bir soru takıldı mı aklınıza hiç.

Kapitalizm, kapitalizm diye yakındığımız sistem nasıl oluştu? diye düşündük mü hiç.

Aklımıza; büyülendiğimiz, büyünün etkisiyle ait olmadığımız bir yaşam tarzını benimsediğimiz geldi mi hiç?

Gelin bugün modern yaşam tarzı nasıl oluştu? Biz bu yaşam tarzını nasıl benimsedik? Hangi büyü bozuldu ve geri çağırıldı? sorularına yanıt arayalım.

***

TARİH KARANLIK ÇAĞ, YER AVRUPA

O zamanlar cennetten arsalar satılıyor. İnsanlar büyülenmişçesine arsa alıyor. Papalık hegemonyasının akıl dışı oyununa isyan eden Martin Luther ise Tevrat ve İncili Latinceden Almancaya tercüme edince büyü bozuluyor (O dönemler insanların ilkel birçok inanışı yani kapıldığı büyüleri vardı). Ve her geçen gün Luther’in protestolarına daha fazla insan katılıyor.

Kilisenin dayatmış olduğu ‘Çalış, Kazan, Ahirete Harca’ anlayışı yapılan protestolarla birlikte; ‘çalış, kazan, ahiret için biriktir, tasarruf et’ anlayışına dönüşüyor. Ve Hristiyanlığın en büyük üç ana mezhebinden biri olan Protestanlık ortaya çıkıyor.

Protestanlar yıllarca biriktiriyor. Bu birikim ise kapitalizmin oluşmasına zemin hazırlayacak sermayeyi oluşturuyor. Gelin görün ki birikmiş onca kazanç bir anda bir devrimi nihayete erdiriyor.

YIL 1760, DEVİR ENDÜSTRİLEŞME

Biriktirenler deli gibi üretiyor. Ürettikçe üretmek, tüketildikçe üretmek istiyorlar.

Planlar üretilenin tüketilmesi üzerine. Fakat evdeki hesap çarşıya uymayacak. Neden mi?

Yıllarca Protestan ahlakını hayat felsefesi olarak benimseyen insanlar; harcama yapmaya, ihtiyacının dışında bir şey almaya alışkın değillerdi. Onları alıştırmak epey zorlu olacaktı.

Çünkü tüketim yeni bir olguydu. İnsanların bu yeniliğe uyum sağlayabilmesi için stratejik bir oyuna ihtiyaç vardı…

İnsanlar ellerindeki ürünler eskimeden yenilerini satın almaya ihtiyaç duymalıydılar…

EDWARD BERNAYS: PAZARLAMANIN BABASI

Tüketimi yaratmak için ne yapılmalı? diye düşünülürken süpermarket zinciri oluşturma fikri ortaya atıldı. Sonrasında Bernays ürünleri insanın duygusal bağ kurabileceği nesnelerin arasına yerleştirme fikri sundu…

İlk olarak yaşam tarzlarına imrenilen film yıldızlarıyla ürünlerin tanıtımı yapıldı. Daha sonra filmlerin içine ürünler yerleştirildi. Film galalarında yıldızlara, satın alınması istenen kıyafeteler giydirilmeye, mücevherler taktırılmaya başlandı. Hatta bazı ürünlerin kullanımının psikolojiye iyi geldiğine dair psikologlara rapor hazırlatıldı.

Hal böyle olunca bu ürünleri satın almak kaçınılmaz oldu.

Peki, kıyafetlerin ve mücevherlerin büyüsüne ilk önce kimler kapıldı dersiniz?

Elbette kadınlar…

Elbette hedef önce kadınları büyülemekti sayın okur.  Kolaylıkla nesnelerle duygusal bağı ancak kadınlar oluşturabilirdi. İşte bu duygusal bağ ile kadınları büyüleyebilirlerdi. (Her kadını değil elbette…)

Ama modern hayatın benimsediği rasyonellik anlayışında böyle bir büyülenme yoktu. Her şey mantık çerçevesinde düşünülerek yapılıyordu. Modern hayatla bozulan büyü tekrar modern hayatta geri nasıl çağrılabiliyordu?

***

Amaçlar hedefleri, hedefler stratejileri oluşturur. Sermaye sahipleri ulaşmak istedikleri hedef için toplumdaki büyüyü de bozabilir, varmak istedikleri noktaya ulaşmak için bozdukları büyüyü geri de çağırabilirler.

Tarihi bilgileri rasyonel bir bakış ile değerlendirenler karanlık süreçlere ışık tutabilirler. Karanlığın ve görünenin ardındaki görünmeyenlere ışık tutabilmeniz dileğiyle…

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL