banner
Köşe yazıları

GAZZE’NİN DRAMI VE KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLAŞMASI

Kıymetli Okurlarım Merhaba,   Öncelikle, geçen hafta yeniden yazmaya başladığım için dönüş yapan, eleştiri, görüş ve önerilerini ifade eden siz değerli okurlarıma çok teşekkür ederim. Bu hafta da Filistin konusunda..

GAZZE’NİN DRAMI VE KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLAŞMASI
banner

Kıymetli Okurlarım Merhaba,

 

Öncelikle, geçen hafta yeniden yazmaya başladığım için dönüş yapan, eleştiri, görüş ve önerilerini ifade eden siz değerli okurlarıma çok teşekkür ederim. Bu hafta da Filistin konusunda farklı bir bakış açısı ile yazmaya devam etmek istiyorum.

 

1964 yılında Hannah Arendt, “Eichmann in Jerusalem” adlı bir kitap yazdı. Bu kitap, 2009 yılında Metis Yayınları tarafından “Kötülüğün Sıradanlığı: Adolf Eichmann Kudüs’te” adıyla yayınlandı. Kitap, Hitler döneminde Yahudi soykırımının nasıl ve neden gerçekleştiğinden, Almanların neden Yahudileri seçtiğinden ve Hitler Almanya’sında milyonlarca Yahudi’nin toplama kamplarına, ölüme gönderilmesinden sorumlu SS yetkilisi Karl Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargı sürecini ele alıyor. Yahudi soykırımının mimarı olarak gösterilen Adolf Eichmann’ın sadist bir canavar olmaktan ziyade, normal bir insan olduğuna dikkat çeken Arendt, özellikle düşünme ve muhakeme yetisinin kaybolmasıyla kötülüğün nasıl sıradanlaştığını vurguluyor. Eichmann duruşmasından yola çıkarak, insanlık tarihinin dönüm noktalarından biri olarak bu dönemde yaşanan toplu ahlaki çöküş gözler önüne seriliyor.

 

***

 

Kıymetli Okurlarım, geçen hafta da vurguladığım gibi, dünyanın gözü önünde Gazze’de Filistinlilerin topluca yok edilişine şahitlik etmeye devam ediyoruz. Sivil yerleşimler, hastaneler ve okullar ateş altında yerle bir oluyor. İnsanlar sokaklarda, enkaz altında kalmış, umutsuzca hayatlarına tutunmaya çalışıyorlar. Filistin topraklarında çocuklar ölümün soğuk pençesine teslim oluyor ve annelerin çaresiz feryatları dünya medyasında yankılanıyor. Bu insanlık dramı karşısında sessiz kalmak, kötülüğün sıradanlaşmasına hizmet etmektir.

 

***

 

Sosyal medyada, Gazze’deki Filistinlilerin bombalar altında parçalanmadan önceki son feryatlarıyla ilgili dünyaya haykırdıkları binlerce video var. Muhakkak sizler de defalarca denk gelip izlemişsinizdir. Ben, sadece Gazze’de bir kadın sağlık çalışanının dünyaya haykırdığı kısa bir videonun metnini paylaşmak istiyorum: “Herkese Merhaba, ben Gazze’den Bisan. Bugün bir cerrah kendi çocuğunun amputasyonunu yaptı. Buraya kadar sorun yok; bu, dünyada da görülebilecek bir olay. Fakat sorun şu ki, amputasyon anestezi olmadan yapıldı. Doktor, çocuğunu kurtarmak için buna razıydı. Maalesef çocuk bu acıdan sağ kurtulamadı. Annesinin ve hepimizin yaşadığı acıyı tahmin edebiliyor musunuz? Ve tabii ki sizin de acınız. Sizin de üzüldüğünüze eminim. Ama bütün dünyanın gözü önünde ne kadar acı çektiğimizi hayal edebiliyor musunuz? Herkes olanları biliyor, çünkü hepimiz bunları belgeliyoruz. Olan biten her şeyi belgeliyoruz. Bu çocuğu, annesini ve diğerlerini. Hikayelerini zaten biliyorsunuz. Fakat ateşkes yok. Hiçbir yardım yok. Hiç merhamet yok. Hastanelere ve okullara bile merhamet yok. Ve hiçbir şey yapılmıyor. Sadece ölüyoruz.”

 

 

Nazi Almanya’sında Yahudilerin yok edilişinin üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmişken, maalesef bu sefer İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere uyguladığı sıradanlaşmış kötülüğü görmek ne kadar hazin değil mi? O zamanlar kötülüğün sıradan hale gelmesi gibi, bugün de kötülük sıradan hale geldi. Ve ne hazindir ki, ataları için sıradan hale gelen kötülüğün bugün İsraillilerin birçoğu Gazzelilere yapılmasını destekliyor, dünyanın çoğunluğu da bunu kabullenmiş durumda.

***

Bugün, Nazilerin soykırımının yaşandığı dönemdeki sessizliği hatırlamalıyız. O zamanlar da dünya sessiz kalmıştı, toplu katliamların ve insanlık suçlarının işlendiği bir dönemde, insanlar duvarları yükseltmiş ve gözlerini kapatmıştı. Şimdi de benzer bir sessizlik ve duvarlar var, bu sefer Gazze’de ve Filistin topraklarında. Dünya bu acıları görüyor, ama ne yazık ki yeterince tepki vermiyor. Bu sessizlik ve duvarlar, kötülüğün sıradanlaşmasına göz yummanın bir işaretidir.

 

***

 

Kıymetli okurlarım, anne babalar olarak çocuğumuzla ilgili en ufak bir olumsuzluk olsa, her şeyi bırakıp onların sağlığına ve yaşam konforuna odaklanıyoruz. Peki bu tarifsiz feryatlara nasıl sessiz kalabiliriz? Ey vicdan! ey merhamet! nerelerdesiniz? Filistin dramı karşısında sessiz kalmak, tarih boyunca yaşanan diğer insanlık trajedilerine sessiz kalmak gibi bir hata olacaktır. Bu vahşetin devam etmesine izin vermek, kötülüğü sıradanlaştırmaktır. Vicdanımızı, merhametimizi ve insanlık değerlerimizi korumalıyız. Filistinlilerin yaşadığı dramı göz ardı etmek, insanlığımızı reddetmek anlamına gelir.

 

***

 

Bu satırları okuyan her birimiz, bu dramı sıradanlaştırmamak için elimizden geleni yapmalıyız. Filistin’de yaşananlar, insanlık için bir sınavdır. Dünya, kötülüğün sıradanlaşmasına izin vermeden bu trajediyi sona erdirmeli ve insan haklarına saygı göstermelidir. Unutmayalım ki, insanlık sadece kendi iyiliğimiz için değil, başkalarının iyiliği için de bir arada olmalıdır. Birlikte, kötülüğün sıradanlaşmasına karşı bir duvar örerek dünyayı daha adil bir yer haline getirmeliyiz. Haftaya görüşebilmek ümidi ve duasıyla…

Selam ve saygılarımla…

EMİNE BÜŞRA YILMAZER

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL


flf motor enerji bilişim ltd. şti. web yazılım tasarım ucuz çelik ev prefabrik site fiyat konteyner bungalov tiny house program web sayfası